Herhalde Ergenekon davası için söylenecek en son şey Karadayı Paşa'nın söylediğidir. Paşa, "Genelkurmay Başkanlığı yapmış birisinin müebbet hapse mahkûm edilmesine inanamıyorum" dedi.
Bu insanlar müebbet hapse mahkûm edilecek ne yapmışlar ki, dese normal karşılanabilirdi.
Genelkurmay Başkanlığı yapmış birisi nasıl müebbet hapse mahkûm edilir deyince çok manidar olmuyor.
Bu ülkede Başbakanlık yapmış birisi idam edildi. Karadayı Paşa'nın, üç beş sene önceki ses kayıtlarında o idama şaşırdığına dair hiçbir not yoktu. O dönemde teğmendim, şuraya gittik, buradan geldik diyerek heyecanla anlatıyordu.
Kararlar açıklandığı halde benim kanaatimde bir değişiklik olmadı.
Bu bir suç ve ceza davası değil. Sanki azıcık sulandırmada var. Kamu vicdanı ile örtüştürme derdi yok.. Olmamış.
Örgüt lafı ediliyor başı sonu belli değil.
Hadi Ergenekon'u çözülemeyen bir yumak gibi düşünelim.. İşe sonradan dahil edilen grubun başı belli sonu belli.. Islak imzacı Albay iki defa müebbete mahkûm ediliyor.. Onun üstünün üstü bir defa.. Önemi şurada. Madem bu bir cunta ise başı müebbet hapse mahkûm edildiği zaman aşağıya doğru azalarak gider. Sıra Albaya gelinceye kadar beş on yıllık mahkûmiyet çıkar.
Balyozcular başka bir kategori..
Peki bu bir suç ve ceza davası değilse ne? Siyasi dava demek yetiyor mu, yetmiyor.
Bu bir teşebbüsü akamete uğratma, teşhir etme, sobeleme operasyonu. Kurumu dönüştürme operasyonu... Bunu iktidar kanadının bir faaliyeti olarak görmemek lazım. Hatta iktidarı sıkıntıya sokacak teşebbüsler de var.
Mahkeme kararlarını gayrimeşru ilan etmek çare değil. Bel altı vuruş. Herkese yedekte özel mahkeme mi tutacağız. Mahkemen bu. Herkesin davasına bakıyorsa sizinkine neden bakmasın. Mahkemeler hele bu dönemde emir komuta ile yönlendirilemez. Eğer müdahil olmak istiyorsanız yapılabilecek tek şey ya delil üretmektir veya delilleri çarpıtmaktır. Üretilen veya çarpıtılan delillerle ilgili kamuoyu oluşturmaktır.
İşte orada devlet olmak lazım. Devlet deyince uçan sinekten haberi olan istihbarat teşkilatının olması lazım. Hakimi savcıyı, sanığı incitmeden yönlendirme amaçlı delillere sessiz sedasız müdahale etmek lazım. (dı)
Ama maşallah paşalarımız istihbarat teşkilatlarını hep çarşafı var mı yok mu, içki içiyor mu, namaz kılıyor mu, eteğinin boyu kaç cm, gerici mi, ilerici mi bilgileri toplamakta kullandıkları için böyle çetrefil işlere kafası basan elemanları yoktur.
Bu saatten sonra paşalarımıza düşen iş ortalığı germeden bunu bir kan davasına dönüştürmeden çözümünü beklemek.
Davanın sulandırılması işin pratik çözüme havale edileceğini gösteriyor.
Bu temyizden önce olur, sonra olur, temyiz aşamasında olur millet meclisinin bir kararıyla ortadan kaldırılır ve yeni bir sayfa açılır.
Ben olsam topyekûn çözüm yerine bireysel tercihe bırakırım. Meclis kararından sonra arzu eden formu doldurur, evine gider.. Arzu etmeyen, ben yargılanmak istiyorum.. Affa ihtiyacım yok, diyen normal yolları dolaşır gelir.
Hepsine geçmiş olsun dileklerimi iletip bir arzda bulunuyorum: Hatıralarınızı yazın. Samimi olsun.. Sizi küçültmez.. Son bölümünü boş bırakın, çıktıktan sonra tamamlarsınız.
Hatıratta cumhuriyet vatan millet işine girmeyin.. İnsani olsun. Milyona yakın satar. Ahir ömrünüzde ikinci ikramiye gibi olur.
Söz hepsini okuyacağım. Bakalım denklemi çözebilmiş misiniz?

