Kaydet
a- | +A

Dün Karadayı paşamın mahkemede verdiği ifadeyi okudum. Paşam mahkeme başkanının bir sorusu üzerine, rahatsız olduğu için iddianameyi tam okuyamadığını ama okuduğunu söyleyince özeti tekrar okutulmuş ne düşündüğü sorulmuş.

Paşam anlatmış:
Efenim 28 Şubat için darbedir, diyorlar.. Asla darbe değildir. Şeydir.. Malum bizim sistem demokratik laik sosyal hukuk devleti.. Bu sistemden biraz şey olunca sapma olunca tabii sayın Demirel'e gittik. Baktık kendileri de endişeli.. (Burada endişe şu anlama geliyor: Asıl konu laik demokratik sosyal hukuk devletinden sapılıp sapılmadığı olunca Demirel de endişeli olunca o da sapma olduğunu düşünüyor anlamı çıkıyor) Bizden brifing talep ettiler; kendilerine brifing verdik.. (sapma var mı yok mu özetledik) bunun üzerine konunun önemli olduğunu şeyettiler.. MGK'da ele alınması gerektiğini söylediler. Aslında balans ayarının teyidi. Sapma var mı yok mu cumhurbaşkanı muayeneyi askere yaptırıyor.
Bu minvalde bir açıklama veya ifade..
Çok şükür mahkemelerde yargılama  işlerinin nasıl yürüdüğünü bilmiyoruz. Türkler filmler sayesinde bizim mahkemeleri de Amerika'nın jürili mahkemeleri gibi zannediyor. Bizim filmlerde, eski Türk filmlerinde sahneler "yaz kızım"la başlardı. Hakim söyler katibe yazardı. Aynı düzenin devam ettiğini varsayarak devam ediyorum:
"Yaz kızım.. Paşanın duruşmadan vareste tutulmasına..." ...  Aman, teknik hata yaptıysam takılmayın. Derdim başka: Bu ifadeden paşanın bu işlerden uzak olduğu, anlamadığı, paşamsın, büyüksün, emredin, işlerinden hoşlandığı ama dönen dolaplardan habersiz olduğu, uyanık başkalarının paşa adına iş yapmış olabileceği o işleri de bilmediği anlaşılıyor. Bir şartla: Eğer yüksek rol yapma kabiliyeti yoksa..
Gerçi paşam en son 2007 seçimlerinde ortama düşen bir ses kaydında şöyle diyordu: O çocuğu aradım.. (O çocuk ANAP Genel Başkanı..) Meclise girme dedim.
Tonlaması bir havalıydı: Eee, biz de cumhuriyeti kurtarmak için bir şeyler yaptık yani.. Bu tonlama dünkü ifadesinden sonraki hükmümü değiştirmez. Paşa emekliliğinde havalara girmiş olabilir.. Gelen giden arzeden, himmet edin paşam diyenleri kırmamak için hadi arayalım madem... cumhuriyet şey olmasın demiş olabilir.
Ah paşalarım  bu kadar garibanlık hakikaten fazla.. beni mahcup ediyorsunuz.
Devamı:
Beş yılımız davalarla geçti.. Başı-sonu ve nereye varacağı belli değil. Ergenekon, Balyoz, yetmedi 12 Eylül.. Hâlâ benim favorim 12 Eylülcüler.. Dirayetli gördüm sanıkları (teknik tabir) benim için çocukluğumun heybetli paşaları.. Zaten zorlama bir dava, iler tutar yanı yok. Bu davayı istisna tutunca diğerleri kafa bulandırıyor. İçinden çıkılacak gibi değil. Yolu belli deyip karar, temyiz, infaz süreciyle temizlenmez.
Kamuoyunda şöyle bir hava oluştu: Mahkemeler 24 saat bu davalara bakıyor zaman artarsa diğer işlere bakıyor. Algı olarak söylüyorum.. Üç vardiya çalışıyorlarmış gibi görünüyor.
Biri çıkıyor, biri kalıyor, öbürü zulme uğradı deniyor.. Nasıl temizlenecek bu iş.
Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra genel seçimlere kadar beklemeye tahammülü yok. Kazan habire kaynatılıyor. İki seçimi birleştirmek ve seçimden hemen sonra bu davaların tamamını Meclis kararıyla silmek temize havale etmek zorunda. Şarta bağlı olur, taahhütnameli olur, ayıklayarak olur, götürü olur bilemem.. Artık geçmişle hesaplaşma dönemi kapatılmalı.
Geçmişle hesaplaşma takıntısı geleceğimizi karartıyor.

ÖNE ÇIKANLAR