Ben de sizin gibi makul, uçuk kaçık her türlü yorumu okuyorum.
Çok büyük laflar edenler var.
İşi sıradanlaştıranlar var.
Bir sivil toplum örgütünün talebi ile hükümetin de tavrından kaynaklanan sürtüşme olarak görenler var.
Neticede bu işlerin dershane işi olmadığını kabul edenler çoğaldı.
...
Geçen gün ilginç bir tweet vardı.
Başbakan söz arasında, "Ne istediler de vermedik, yapmadık" demişti. Tweet bu konuşma üzerineydi.
"Başbakan doğru söylemiyor. MİT'i istediler vermedin. Partiyi istediler vermedin" diyordu.
Bu da size uçuk gelebilir. Bu uluslararası bir mücadele. Cemaat hükümet işi değil. İpuçları ve ilk provası Gezi olaylarında görülmüştü.
Gezi olaylarından hemen sonra "geziden bize kalanlar" başlığı altında notlar sıralamıştım.
O zaman da olup biteni parka ağaca değil başka şeylere cumhurbaşkanlığı seçimine ve rota değişikliği talebine bağlamıştım.
Kavga cumhurbaşkanlığı üzerine. Kim cumhurbaşkanı olacak meselesi değil. Başbakan'ın cumhurbaşkanı olması halinde partiyi kim götürecek meselesi.
Başbakan 2014 ortasında, cumhurbaşkanlığı seçiminden hemen önce aday olup partiyi bırakacağım dediği anda problem biter mi?
Bitmez.
Bırakacağım ve sizin istediğiniz kişinin de partinin başına geçmesi için referans olacağım dediği anda biter.
Talep bu kadar cüretkâr.
Kavga her hâlükârda cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra biter.
Ben olağanüstü gelişmeler olmazsa Başbakan'ın istediği şekilde biteceğini düşünüyorum.
Ya partili cumhurbaşkanının yolu açılır ya da cumhurbaşkanlığına 2. defa aynı isim seçilir.
İlk ihtimal kesin galibiyet, ikinci ihtimal ara yol, geçici çözüm sayılır.
Anlayanlar ve yakın tarihe meraklı olanlar için şöyle bir örnek vermek isterim:
9 Martçı'larla 12 Martçı'ların sulh yapması gibi.
9 Martçılar galip gelseydi Türkiye başka bir yere gidecekti.
12 Martçılarla başka bir yere.. Koalisyon yapıldı.. hangi kavşaktan dönüleceği taaa 1980'e ertelendi.

