Bu güzel ülkenin insanları Kıbrıs konusunun nereye varacağını bekliyor. Kabul ediyorum büyük ekseriyeti karşılıksız bekliyor. Ama önemli bir kısmı borsada pozisyon almak için bekliyor. Onlar için Kıbrıs borsa demek. Onların duygularını en iyi spekülatörler bilir. ..... Peki nereye varır? Biz nasıl bir çözüme şartlandık? İki taraf anlaşacak, iki taraf referanduma gidecek, iki taraftan evet çıkacak, ve Kıbrıs bir bütün olarak AB''ye girecek. Oysa ben vatanseverleri de memnun edecek bir yol buldum. İki taraf da referanduma gidecek...kısmından sonra yolları ayırıyorum. Rumlar hayır diyecek, Türkler evet diyecek.. Rum kesimi AB''ye girecek, Türk kesimi başta ABD olmak üzere birçok devlet tarafından tanınacak. Kıbrıs AB için örtülü önşart olmaktan çıkacak. AB işi zaten hiç olmayacak ama olurdu, olmazdı, az kaldı lakırdılarının içinde Kıbrıs olmayacak. Borsaseverler bunu ilk anda bir çözümsüzlük olarak algılayacak, sonra daha iyi bir çözüm olduğunu farkedip yelkenlerini açacak. Bu güzel önerimi beğenmediyseniz siz daha iyisini bulun. Ama dikkat edin bulduğunuz çözüm Rauf Denktaş büyüğümüzün de hoşuna gidecek bir çözüm olsun. "Ne yani çözüm çözüm diyerek verip de kurtulalım mı?" diyenlerin söyleyebileceği birşey kalmasın. ..... Belli başlı ülkeler tarafından tanınan ve himaye edilen bir KKTC, karşı tarafla gelir uçurumunu hızla kapatır ve rekabet edebilecek hale gelir. Türkiye''ye de fazla yük olmaz.
Milli bakiye sistemi 969 seçimlerinde farklı bir sistem vardı, milli bakiye usulü.. Bu sistemin en büyük özelliği partilerin aldıkları oy oranında parlamentoya milletvekili sokmalarıydı. Bir tek oy bile ziyan olmuyordu. Filan parti yüzde 7 oy almışsa parlamentodaki 450 milletvekilinin yüzde 7''sini alıyordu. O tarihte Adalet Partisi bu sisteme rağmen tek başına iktidar olmuştu. Aynı sistem 3 Kasım''da uygulansaydı, üç parti biraraya gelerek ancak iktidar olurdu. Bu seçim genel seçim olsaydı en az iki partinin ortaklığına ihtiyaç duyulurdu. Ve parlamentoda grup kuramasalar da en az sekiz partinin milletvekili olurdu. Bugün bu sistemi gündeme getirseniz seçmenin büyük çoğunluğu itiraz eder. Koalisyon dönemlerinden bıktık usandık der. O zaman hem herkesin temsil edileceği hem de istikrarın sağlanacağı bir sisteme ihtiyaç var. O da iki turlu dar bölge sistemidir. Bu sistemin ikinci ayağı ise yürütmenin başının doğrudan halka seçtirilmesidir. İktidar partisi bu işi gündeme getirse istismar edilir, iş Demirel büyüğümüze düşüyor, ondan da ses çıkmıyor.

