Almanya'da yaşayan Aleviler var. O insanların o ülkenin federal hükümetiyle, eyalet hükümetleriyle bir ihtilafları var mı, yok. Cemevimizi ibadethane kabul edin, ayırım yapmayın talebi de yok.
Peki bu ülkede neden var?
Birinci sebep belli. Yıllarca konuşuldu. Burada devlet altını çize çize koruyucusu olduğunu söylediği laiklik ilkesini kendisi ihlal ediyor.
Camileri kontrol altına almış. Kadroları merkezden tayin ediyor. Vakıflara el koymuş. Mallarını gasbetmiş. Kaynakları da kontrol altına almış. Yeni yapılan camiyi bana devredeceksin, diyor.
İkinci sebep ne?
Asıl soruya kimse mertçe ve namuslu şekilde cevap vermiyor.
Alevlik bir din mi?
Bu sorunun cevabı evet ise demokratikleşme paketleriyle bu problem çözülemez. Müesses nizamın mevzuatını oturup yeniden yazmak lazım. Şirketlerin faaliyet sahası gibi..
Bir başka din değil de kültürel bir faaliyet, farklı bir yorum ise.. Eskinin tekke ve zaviyelerinin muadiliyet cetvelinde bugünkü karşılığı olan cemaatler, gruplar gibi bir şeyse.. O zaman bu problemi çözmek kolay. Devlet hiçbir cemaate elektrik, su, kadro vermiyor. Size de veremeyiz.. Sizi tanırız, göğsünüzü gere gere toplanın, bina yapın, vakıf kurun, faaliyet gösterin denilebilir.
Bu soruya cevap verecek olan biz değiliz. Farklı bir yorum demek soruyu geçiştirmek olur.
Biz, bir başka dine mensubuz, böyle inanıyor, böyle ibadet etmek istiyoruz, deniliyorsa hayır öyle bir şey yok, diyemeyiz.
O zaman dedikleri gibi devlet ya tamamen din hizmetlerinden çekilecek, bu işi cemaatlere, mahalleliye, vakıflara bırakacak.. Ya da herkese eşit mesafede duracak. Bütün dinlere ve ibadethanelere aynı hizmeti verecek. Nüfus oranında bütçe ayıracak.
Mardin'deki Süryani Kilisesi'ne de, İstanbul ve diğer vilayetlerimizdeki kilise ve havralara da. Farklı bir din ise cemevlerine de..
Peki bu durumda kilise ve havralar mülklerini merkeze (Diyanete) devredip oradan verilecek kadro ve atamalara razı olur mu?
Olmaz..
Aman bize dokunmayın -gölge etmeyin- da ne yaparsanız yapın derler.
Problem ne? Mardin'deki kiliseye giden de, İstanbul'daki havraya giden de vergi veriyor, onun verdiği vergilerle Diyanet kadrolarına maaş ödeniyor ama onlar hizmet almıyor.
Bu çapraşık durum paketle ortadan kaldırılabilir mi?
Kim hangi dine mensupsa dinî hizmetlerini ve ibadethane yapımını kendisi finanse etsin, vakıf kursun, yardım toplasın, özel mülkünden kaynak aktarsın desek tıpkı azınlık vakıfları gibi, gasbedilen bütün vakıf mallarını iade etmemiz lazım. Vakıf mallarının geliri tarihî mekânları ve kadrolarını ayakta tutmaya yeter. İstanbul'un üçte biri vakıf arazisi.. Geriye bir şey kalmaz.. Zaten iadesi mümkün de değil..
Olan olmuş, deyip yeni baştan düşünüp bugünün şartlarına göre çözüm arayışına gireceksek "Alevilik bir başka din mi?" sorusunun cevabı evet ise yapıyı toptan değiştirmek lazım.
Türk-Kürt, Alevi-Sünni kardeştir manileri bu problemi çözmez.

