Kaydet
a- | +A

Ülkelerin de tıpkı şirketler gibi yüzde 51'lik hissesini temsil eden sahipleri olur.

Sahibi olmayan ülkeler tarım kredi kooperatifleri gibi dalaşır dolaşır durur. O kooperatiflerin çoğunun iki yakası bir araya gelmez. Sahibi yok çünkü.

Burası kimin sorusunun cevabı "Hepimizin" ise sahipsiz demektir.

Kurucu irade hafife alınacak bir kavram değil. Millî irade ambalaj. Kim nerede millî irade ile hangi işi yapmış da biz yapacağız.

Rusya'nın (geçiş karışık da olsa) bir sahibi var.

Amerika'nın öyle.

İngiltere'nin öyle.

Almanya'nın öyle.

İngiltere'nin sahibi kim deyince Kraliçe diyemiyoruz. O bir sembol.. Ama o sembolün arkasında neredeyse babadan oğula devredilen imtiyazlı hisseler, ülkede söz sahibi olan aileler var. Son söz onların. Bilmem kaç nesil önce savaşarak o hakkın sahibi olmuşlar. Günün şartlarına göre yenilenerek gelmişler.

Halkoyu ile gelenler şirketlerin profesyonelleri gibi.

Sahibi olmayan ülkelerde örtülü yönetimi kim yürütecek. Kim nezaret edecek. Büyük bir şirketin sahibi öldüğü zaman vârisi yoksa işler ne olur.

Aynı örneği yürütürsek işçiler bir araya gelir, bir konsey kurarlar.. İçlerinden bazıları patronlaşır, bir türlü sahiplenemedikleri için yollarını bulmaya bakarlar.. İşçileri pışpışlarlar.. Yönetimden düştükleri zaman gelenin kuyusunu kazarlar.. Bunalınca o ekibi devirir, yerine öbürlerini çıkarırlar..

Devrilmek istemeyen sırtını bir yere dayar.. Veya sırtını bir yere dayayan gelir.. Tavuk mu yumurtadan misali..

Sahipsiz ülkeler yeni düzende nasıl sahiplenilir, bunun usulü ve mücadele şekli nasıl olur.. Mutabakatla mı olur, olağanüstü bir dönemden sonra mı olur (harp darp yokluk kıtlık gibi) bilmiyorum. Hisse devri için meşru bir gerekçe lazım neticede.

....

Kuzey Irak'a bakıyoruz orada temelde bu işleri sahiplenen iki aile var.

Merkezî Irak'a bakıyoruz o kadar aile var, sahiplenen yok. İstikbalde Kuzey Irak'ın şansı Merkezî Irak'tan yüksek. Ben göremem de birisi öldükten sonra gelip fısıldasa.. Merkezî Irak Kuzey'e bağlandı dese şaşırmam.

Bugün tek başlarına kırıp dökerek gidebilecekleri fazla bir yer yok. Bir yerlere yaslanmak ve hep dengeleri gözetmek zorundalar. Ama fahiş hatalar yapmazlarsa iki nesil sonra yeni dönemin, Cihan Harbinin ardından tarumar edilen bölgenin sahibi belli bir devleti olurlar.

Ülkelerin geri planda bir sahibi olursa ihtiyaca göre halkla muhatap olacak birbirinden farklı partileri de olur. Mesela Cumhuriyetçiler Demokratlar gibi..

İhtiyaca göre [halkın iradesiyle:))] bazen biri bazen öbürü iktidar olur. Biri gelir eser gürler, kırar döker.. İnsanlar bunalınca öbürü gelir azıcık ekonomiyi toparlar, halkı rahatlatır, insanlar soluklanır.. Sonra öbürü gelir yine nizamat vermeye devam eder.

Ama neticede hepsi ve herkes o ülke için çalışır. Düzen ona göre kurulmuştur. Sahiplerine rağmen iş yapılamaz.

Sahibiniz yoksa savrulur gidersiniz. Hep uzaktan idare ve kontrol ederler.

Çalarlar, çırparlar, avuturlar, kandırırlar..

...

Orta Doğu'daki ülkelerin, biz bir araya geldik, bir irade koyduk ortaya ve bu devletleri kurduk, deme şansı var mı? Yok.. Hepsi ama bugün ama yarın dağılacak.. Daha doğal sınırlarla ve şartların zorlamasıyla bir araya gelip yeni isimler ve yeni sınırlarla yeniden ortaya çıkacaklar. Bazıları silinecek.

Bize düşen çok fazla iş yok. Sahiplerinin ya da sahiplenecek olanların derdi.

ÖNE ÇIKANLAR