Kaydet
a- | +A

Hemen herkes  "bu iş bundan sonra nereye gider, nasıl biter" diyor.

Bu iş cemaat işi değil.. Cemaati biraz aşmış hâlde. 

Adına ister paralel yapı deyin, ister şebeke.. Örtülü bir yapılanmanın olduğuna ben de inanıyorum. Örtülü yapı, örtülü savaş..

Benim için en şaşırtıcı olay Şehircilik Bakanı'nın istifa metnini bir televizyona okurken söylediği sözler.. Hem suçsuzum, oğlum masum ben masumum diyor hem de yaptığım işlerin (projelerin) altında Başbakan'ın da imzası var.. Ben sorumlu isem o da sorumludur diyor. 

Bu işte bir hinlik var. Masumiyet beratını mahkemeler değil bavulcu veriyor. Twitter üzerinden duyuruyor.

Normal şartlarda kurgulanmış bir niyet yoksa suçlu olsa da olmasa da böyle bir demeç için insanın kafasına açıklamadan hemen önce bir tuğla düşmüş olması lazım.

'Karadenizlidir, Karadenizliler fevridir, normaldir'le açıklanabilecek bir şey değil. Bana göre değil. Ya tehdit edildi, ya ikna edildi. 

Öbür istifaya o kadar takılmadım. Onun üslubu biraz Latif Abi'ye benziyor.. Latif Abi, 2007'de geminin batırılacağına inandırılmıştı. 

....

Fakat enteresandır geçmişte bu işin mağduru olduğu için mi, meslek namusundan mı bilmiyorum.. Eski savcı İlhan Cihaner: Bu bir yolsuzluk operasyonu değil, intikam kokuyor, dedi. İlave etti: Kaldı ki, yolsuzluk var mı yok mu savcının iddianamesine bakmaya gerek yoktur. Siyasetle uğraşan herkes ne olup olmadığını biliyor. 

Aynı noktaya iki gün üst üste ben de temas ettim. Yolsuzluk ülkenin her tarafında irili ufaklı var.. Hep vardı ama bu iş yolsuzlukla mücadele işi değil. 

Böyle bir niyet yok.

Yine savcı ile adli kolluk hizmeti veren emniyet arasındaki sürtüşmenin -sürtüşme demek doğru değil- savaşın nasıl biteceği nasıl açıklanabileceği sorusuna Cihaner; "Sistem böyle bir problem öngörmediği için yazılı mevzuatta çözümü yazılı değil" dedi.

Örtülü savaşın çözümü de örtülü olur.

Herhalde her şeye rağmen bu devletin hin-i hacette devreye girecek/girmesi gereken birimleri vardır. Bütün mücadele görüp, işitip duyduklarımızdan ibaret ise o zaman bırakalım inceldiği yerden kopsun. Kendi derdimize yanıp kendi işimize bakalım. Bize ne bu işlerden..

Emniyette yapılan temizliğin bir benzerini her kurumda ve acilen yapmadan, bu yapının tescilli mağdurlarının mağduriyetlerini gidermeden bu defter kapanmaz.

Öyle aktif görevden pasif göreve kaydırmak çözüm değil.. Geçici çözüm ise bilemem..

Bir ara notla aklımın almadığı bir konuyu daha hatırlatmak istiyorum... Yargı soruşturmayı yürütmeden habersiz ve bağımsız yaparmış.. Bu ülkede hangi başbakan (gelmiş geçmiş hepsi dahil), mali polisin/savcının, "Efendim bu bankada suistimal var" demesi halinde külleyin üstünü örtün der..

küllemek için uğraşır. Nihayetinde kamunun avukatı olan savcı kime hesap verir. 

Peki dönüp dolaşıp niyetleri kötü diyoruz, hesapları başka diyoruz, kasıt var diyoruz.. Bu işin müeyyidesi ne.. "Bildik  prosedürle suç duyurusunda bulun, yargıya intikal etsin, yargı karar versin"den başka yolu yok mu?

Savaş diyorsunuz.. Savaşın özel şartları yok mu?

ÖNE ÇIKANLAR