Bir zamanlar birileri , "Türkiye
bir mozaiktir" deme gafletinde bulunmuştu.. Alparslan Türkeş de cevap vermişti:
"Ne mozayiği ulan!"
İleri görüşlü insanların gözünden hiçbirşey kaçmıyor.
Bugün mozaik ayaklarıyla sinsice yaklaşacaklar, yarın azınlık diyecekler, öbürgün bölecekler..
Bugünleri taaa o günden görenler varmış demek ki.
Onun için sağlam durmak lazım.
Sözümüz söz:
Bu ülkede mozaik yok.
Hepimiz Türküz.
Şu kadarına izin verebiliriz:
Kürt kökenli Türk, Arnavut kökenli Türk, Çerkez kökenli Türk
diyebilirsiniz.
Ama İngiliz kökenli Türk,
Rum kökenli Türk demenize gerek yok.. Çünkü onların bölünme tehlikesi yok.
Tabii biz bol keseden böyle bir teklifte bulunuyoruz ama Altemur abimizin ne dediği önemli..
Son sözü her zaman o söyler..
-Oturun ulan oturduğunuz yerde! Derse
bize birşey söylemek ve yemek düşmez.
....
Acaba hepimiz katıksız karışıksız Türk olsaydık, köken möken derdimiz olmasaydı bugün yaşadığımız dertlerden azade olur muyduk?
.......
Yüreğimiz ağzımızda bekliyoruz: Acaba katılım belgesinde, "Kürtçe ve azınlık" kelimeleri kullanılacak mı?
Avrupalı bu konulardaki hassasiyetimizi bilmiyor mu?
Biliyor..
Bildiği için
metin şu ifadelerle bizi rencide ve rahatsız etmeyecek hale sokulmuş:
Bireysel haklar ve ifade özgürlüğü temelinde, hangi etnik kökenden olursa olsun herkesin eğitim ve tv dahil
kendisini ana dilinde
ifade etme özgürlüğüne kavuşturulması
gerekir.
Malum biz etnik kökeni farklı Türkler kavramını 91''de kabul etmiştik.
Hepimiz Türküz ama kökenlerimiz farklı.
Metin de bunun üzerine kurulmuş:
Kökenleri farklı Türkler
etnik dillerinde eğitim alabilirler.
Tv
kurabilirler.
...
Biliyorsunuz bu konuda AGİT''ten öncesi ve sonrası var.
Eskiden (AGİT''ten önce) bir kimse, "Ben şu kökendenim" dediği zaman soyunu, sopunu, kökünü ispat etmesi lazımdı.
Şimdi böyle bir külfet yok.
Kim kendisini hangi kökenden hissediyorsa
öyle kabul etmek zorundayız.
"Secereni getir hemşehrim!" diyemiyoruz.
Hatırlarsınız
bu belgeye biz de imza attık.
Hem de çift imza.. Başbakan ve Cumhurbaşkanımızın imzalarıyla kabul ettik.

