Liderler zirvesi deyince bir önceki koalisyon hükümetine takılıp kalıyorum. Zirve var, deyince ekrana kilitlenir, liderlerin başbakanlık merdivenlerinden inişini seyrederdik. Teker teker inerler, sonra merdiven altında sıraya dizilirlerdi. Sıra da şaşmazdı. Ortada Ecevit, sağ yanında Bahçeli, sol yanında Yılmaz. Hatta bir keresinde Yılmaz şaşırıp sağa geçecek gibi olmuştu, hatasını farkedince yerini Bahçeli''ye vermişti. Öyle ya, sıralamada oy aranı esastı, birinin oy oranı öbüründen biraz fazlaydı ortada durması gerekiyordu. İkinci durumda olan sağında, üçüncü durumda olan solunda. Ayda birkaç defa zirve yapılırdı. Adı da liderler zirvesi olurdu. O zirve görüntülerinden hafızamda iyi şeyler kalmadığı için hâlâ ne zaman zirve, toplantı, masaya yatırmak, ele alınmak lafları duysam hafızamda merdiven altı canlanıyor. Almanların, Amerikalılar''ın işleri bizimki kadar önemli olmadığı için onların büyükleri zirvelerde bizimki gibi biraraya gelmiyor. Çok önemli birşey olursa çok önemli adamları maiyetini çağırıp yerine göre ayaküstü, yerine göre, boş buldukları bir odada toplanıyorlar. Birlikte yemek yiyorlar, şakalaşıyorlar..kahvaltı yapıyorlar..yerine göre piknik yapıyorlar. Bizde ise zirve öncesinde zirvenin yapılacağı saatler öncesinden basın mensupları gidiyor. Önce filan plakalı siyah büyük Mersedes geliyor. Önde eskortlar..Arkada eskortlar.. Sonra falan plakalı Mersedes geliyor. Sonra büyük masanın..Katılanların sayısına göre ya da yuvarlak masanın çevresinde toplanılıyor. Sonra kısa bir görüntü veriliyor. Sonra basın mensupları dışarı çıkarılıp konu masaya yatırılıyor. Sonra aynı seremoni ile dağılıyorlar. Hapsinde bir ciddiyet..Bizde de merak. Bir büyüğümüz bir başka büyüğümüzün elini sıkarken nasıl davrandı..Sıcak mıydı? Güleryüzlü müydü? Mesafeli miydi? Dünün, önceki günün, basında yeralan haberlerin ihtarı mahiyetinde kaşını azıcık çatmış mıydı? Hiç birbirine sarılanını, el şakası yapanı, uzaktan el sallayanını, eğilenini gördünüz mü? Dimdik durmak da esastır. Heybetin, azametin, devlet ciddiyetinin gereğidir. Politikacı eğilir, gülümser, sarılır, el sallar..Ama devlet adamı asla böyle laubalilikler yapmaz. Özetle: Bugünlerde herşeyimizi yeni baştan ele alma merakımız başladı ya..Toplantı görüntülerini de değiştirmeyi teklif ediyorum. Törenle taplanmayın. Hep aynı yerde, aynı biçimde toplanmayın. Birgün geceyarısı biraraya gelin..Birgün filanın evinde toplanın..Bizim gibi toplanın..Eşofman giyin, pijama giyin, kot pantolon giyin..Aynı arabaya binin, biriniz direksiyona geçin..Sıcacık görüntüler oluşsun.
Ararat Ararat filmini getiren şirket, "Vatandaşların arzusuna uyarak filmi gösterimden kaldırdık" diyor. Devlet, uygar ülkelere yaraşır biçimde filme gösterim izni vermiş ama toplumumuzun bir kesimi bu önemsiz filme layık olmadığı önemi atfederek filmin gösterimine karşı çıkmış. Üstelik kolluk kuvvetleri de bu filmin sinemalarda güvenlik içinde gösterimini sağlamak konusunda teminat vermiş. Ancak polis gözetiminde, güvenlik çemberi altında film seyrettirmeyi Türkiye''ye yakıştıramadıkları için filmi gösterimden kaldırmışlar. Bence şirket incelik göstermiş. Belki açıklama konusunda kendilerine yardımcı olanlar da çıkmıştır. Yasakladı mı iş biter. Yasaklamak yanlış anlaşılıyorsa..Dolaylı yoldan yasaklarsın. Ne yapalım bizim toplum bu konularda hassas dersin. Ve toplumun hassasiyetini dikkate alırsın. Hep aldığın gibi..Hangi konuda toplum hassasiyet gösterdi de kamu yönetimi dikkate almadı. Bana kalsa böyle filmlerin gösterilmesinin hiçbir sakıncası yok..Ama bu ülkede işler bana ve benim gibilere kalmaz. İyi etmişsiniz demek en güzeli. Toplumun hassasiyetlerini dikkate almaktan daha güzel ne var..Kurban bayramı yaklaşıyor..Belki hassasiyetleri dikkate alıp deri işlerinden de el etek çekersiniz.

