Emekli Sandığı''ndan 1 milyar liranın üzerinde maaş alanlar var. SSK''da 400 milyon liranın üzerinde maaş alan yoktur. Sigorta mantığı ile baktığınız zaman bir çalışanın diğerinin 2.5 katı maaş alabilmesi için (çalışma süresi aynı ise) 2.5 katı da prim ödemesi lazım.
En yüksek SSK emeklisinin ödediği prim ile Emekli Sandığı''nın bir milyar lira maaş alan emeklisinin ödediği prim arasında 2.5 kat fark var mı? Hesabını yapmak zor değil. İstenirse işe ilk giriş tarihlerinden itibaren yatırılan primler dolara endekslenerek bakkal hesabı ile bugüne de getirilebilir. Görülecek olan şudur: SSK ve Emekli Sandığı üyeleri aynı primi yatırsalar dahi farklı maaş alıyorlar. Bu fark yukarılarda 2.5 katına kadar çıkıyor.
Bu fark, fonlardan birinin diğerinden daha başarılı yönetildiği anlamına gelmiyor. Çünkü çok maaş verenin açığı öbürlerinden daha fazla. Ne anlama geldiğini kendini bu işten sorumlu hisseden birinin söylemesi lazım. Kamuda işini uydurabilenler, emekliliklerine az bir zaman kalınca kapağı kenarda köşede bir yere genel müdür olarak atıyorlar. Bu iş emekliliklerini biraz daha cazip hale getiriyormuş. Peki onların bu kısa süreli statülerinin emekli maaşı alacakları kuruma faydası ne? Altı ayda ne yapmış oluyorlar da biraz daha fazla imkanlara kavuşuyorlar? NOT: Sendikacı büyüklerim kızacaklar ama onlara da bir notum var. 50 yaşın üzerindeki kamu işçilerinin her türlü hakları verilerek emekli edilmeleri gündeme geldi, Bayram Ağa gürledi. Kamu işçilerinin bizim bilmediğimiz bir kutsallığı mı var? Sokağa atan yok, herkes kıdem tazminatını, emekli maaşını alacak. 900 bin kişinin işsiz kaldığı bir ülkede ihtiyaç fazlası kamu çalışanları emekli edilemeyecek mi. Hep vatan için ölürüz derlerdi. Bir defa da vatan için emekli olsunlar.
ŞİMDİ SIRASI MI? Çok sevdiğimiz mazeretlerden biridir. "Şimdi sırası mı" deyip geçiştireceksin.
İkinci el otomobil satışlarının yüzde 70''i resmiyete intikal etmiyormuş. Sebep malum, vergilerin yüksekliği ve alım satım esnasında çektirilen eziyet.
İşi gücü olmayan bir Türk olsanız, büyük şehirlerde satın aldığınız ikinci el bir otonun resmi işlemlerini yaptıramazsınız. Size kimse hayır demez ama işiniz de olmaz.
(Geçen sene bir emekli albay, nasıl olmazmış diyerek bu işe soyundu, otonun dosyası kayboldu.) Komisyonculara havale edeceksiniz. Onlar önce noterden satış yapıp sizin kesenizden harcı ödeyecekler.. Sonra kayıt tescil işlemlerini yaptıracaklar. Alanla satan gidip, "Ben aldım, bu da sattı" deyip imza atsa ne olur? Olmaz. Eziyetsiz iş yapmak şanımıza yakışmaz! Vergiden muaf bir aracın dahi devir masrafları 400 milyon lira tutuyormuş.

