Zaman zaman kurumlara ve kişilere ne kadar güvenildiğine dair anketler yapılır, yayınlanır. En çok güvenilen kurum..
En çok güvenilen kişi..
Cumhurbaşkanı Sezer, son aylarda en çok güvenilen kişi sıfatını koruyor.
Malum bu ankette medya var, politikacılar var, polis var, fakat mahkemeler yok.
Mevzuatı tam bilmiyorum böyle bir soru sormak sakıncalı olduğu için mi yoksa gerek duyulmağı için mi sorulmuyor. Ekranlarda bu konular açıldığı zaman yaşasın Türk adaleti gibi sloganlar atılıyor.
Fakat davalılar, davacılar ve yakınlarını topladığınız zaman yaklaşık 45 milyonluk bir kitle ediyor. Acaba bu sloganlar hayatında hiç mahkemeye düşmemiş insanlar için mi atılıyor..
Yoksa şartlar ne olursa olsun
biz bildiğimizi
okuyalım muhabbeti mi?
Sıradan davalarda bile, ilk celseler, "Sabıka kaydının istenmesine... Mahkemenin ileri bir tarihe ertelenmesine"yle bitiyor.
Sabıka kaydının istenmesi için üç ay,
Nüfus kaydının istenmesi için üç ay,
Sanık nüfus kağıdını çıkarsa.. oradakiler kaydetse olmaz.. İlla merkezden istenecek.
Postayla istenecek.
Cezaevi aracı bulunamadığı için aylardır içeride bekleyen adam duruşmaya götürülemeyecek.
Ama aynı adam öften püften bir dava için ertesi gün mahkeme huzuruna çıkarılacak. Ne hikmetse bir dava için araba bulunabiliyor, öbürü için bulunamıyor.
Acaba sonuç çok korkutucu çıkar diye mi anketlerde yer almıyor?
........
Zanlıların ekranlarda linç edilmesi.. Oradan oraya sürüklenmesi.. Hazırlık soruşturmalarının sızdırılması, tartışılması geniş kitlelerin hoşuna gidiyor.
Kimse ne olup bittiğini araştırma
zahmetine girmiyor.. Ama aynı iş başlarına gelince hukuk, uluslararası hukuk, adalet, insan hakları savunucusu kesiliyorlar.
Bir gün bu işlerin de hesabını soracak biri çıkar.

