Kaydet
a- | +A

Mahkemede ne yapılır, hak aranır.

Şimdi siz, anlatacağım hikayedeki adamın yerine kendinizi koyun, hakkınızı arama hayalleri kurun bakalım.. Töresine düşkün bir milletvekili otomobilini servise götürmüş. Servis müdürü ile başlamış tartışmaya.. Azarlamalar, hakaretler.. Küfürler. Oradaki bir başka müşteri dayanamamış, -Türkler hep yapar ya- aralarını bulmaya çalışmış. Bizim töreli vekil dönmüş aracıya; -Sen kimsin ulan, demiş, silahını çıkarmış. Aracı olmak isteyen Türkün başına dayamış.. Onu da bi güzel kalaylamış, iki de tokat atmış. Araya başkaları girmiş.. Mebusu yatıştırmışlar, lutfedip silahını beline sokmuş. Mağdur hastaneye gitmiş.. Bir günlük rapor almış, davacı olacakmış. Size göre bu işin sonu nerede biter? Adam milletvekili, dokunulmazlığı var, onun için uzun sürer demeyin.. Milletvekili olmadığını farzedin, ona göre hayal edin. En iyi ihtimalle açacağı davanın sonuçlanması üç yıl sürer.. Üç yıl sonunda karşı tarafa verilecek ceza da üç ay hapis olur ve para cezasına çevrilir. Tazminat davası açarsa aldığı tazminat ettiği masrafları karşılamaz. ...... Biz hapisten başka cezalandırma usulü bilmiyoruz. Bildiğimiz yolu da uygulayamıyoruz. Hapishanelerin yarısı tutuklu dolu. Hükümlü değil. Adamların davası karara bağlanmamış. İçeri atalım da sonra icabına bakarız denilerek tutuklanan insanlar en erken üç ay sonra mahkemeye çıkarılabiliyor. Böyle bir ortamda filan falana hakaret etmiş de.. o da dava açmış da.. hakkını arıyormuş da.. sözleri insanlara masal gibi geliyor. ... Benim başka bir teklifim var. Nihayetinde ya iki satırlık kanun değişikliği ya da hakimlere inisiyatif verilerek sağlanabilir. Hakaret davalarının cezası da hakaret olmalı.. Davacının rızası varsa.. Hakim de olur, demişse.. Örnek olaydaki mağdura kalabalık huzurunda mahkeme kararıyla o milletvekiline, "Ulan şerefsiz de, namuzsuz da sensin.. Aşağılık herif" deme hakkı verilmeli.. Hem daha eğlenceli olur, hem ayaküstü karar verilebilir.. Hem de caydırıcı olur.

ÖNE ÇIKANLAR