Kaydet
a- | +A

Eğitim reformu komisyonda günlerdir görüşülüyor.

Oradaki vekiller tartışarak nereye varacaklar. Bu konularda ne biliyorlar?

Ben, o heyetin bu işleri bilemeyeceklerine Talim Terbiye Kurulu eski Başkanı Prof. Ziya Selçuk'u dinledikten sonra karar verdim.

Eminim komisyon üyeleri görüş almak için Ziya Beyi çağırıp dinlese, şu parti bu parti demeden, her üye o güne kadar söylediklerinden vazgeçer, bu işler bizim bildiğimiz gibi değilmiş, derler.

Eğitim yaşı 6 olacak deyince herkes seviniyor.

Bu karar sisteme 1.300.000 kişi daha ilave etmek anlamına geliyor.

Bu kadar öğrenci için derslik, öğretmen, bina, anlamına geliyor.

Liseyi mecburi hale getirmek de aynı açığa sebep oluyor.

Bu açıdan bakınca akıl kârı değil.

İlk dört yıldan sonra dilediğin okulu seçebilirsin, demek kulağa hoş geliyor ama bu da milyonlarca çocuğun sağa sola koşuşturup yer araması anlamına geliyor.

Halihazırdaki sistemde 8 yıldan sonra anadolu lisesidir, fen lisesidir, şu okul daha iyidir diyerek koşuşturmaları gibi.

Ziya hoca ilk dörtten sonra mesleki yönlendirme olamayacağını söylüyor.

Bu yoldan dönmeleri zor gibi görünüyor ama galiba bir vekilin önergesinde söylediği gibi yapacakları en büyük iyilik..veya en az zarar verecekleri yol eski usule dönmek.

5 yıl ilkokul.. Sonrası ortaokul ve lise.. Çocukları ilkokuldan sonra kendi hallerine bıraksalar isteyen okusa, isteyen okumasa, isteyen istediği yere gitse, vakıfların, cemaatlerin, derneklerin, hatta taşradaki belediyelerin, özel idarenin açıp işlettiği müfredatına kendilerinin karar verdiği okullar olsa bu kavga biter.

Herkesi topyekun eğitme iddiası iddia sahipleri dahil hiç kimsenin işine yaramadı.

.....

Ziya Selçuk Hoca, birçok araştırma sonucundan sözetti ama benim açımdan en ilgi çekeni öğrencinin başarısına tesir eden faktörlerdi.

Bu faktörlerin toplam başarıdaki payı şöyleymiş:

Genetik faktörler yüzde 50

Öğretmen yüzde 30

Aile yüzde 10

Teknoloji yüzde 2

Diğerleri yüzde 8

Bu, çok kabaca ne anlama geliyor, ister doğuda olsun ister batıda..kasabada ya da büyük şehirde..öğrenmeye genetik yatkınlığı olan bir çocuk işinin ehli bir öğretmenin eline düşerse yüzde 80'lik başarıyı yakalıyor.

Bu, diğerleri ne olursa olsun, ne halleri varsa görsünler anlamına gelmiyor. Bu çocukları diğerlerinden ayıracak bir yapı kurmak da eşitsizliği teşvik anlamına gelmiyor.

Diğerlerini de kendi şartları içinde en iyi şekilde yetiştirmek başka bir konu.. Hepsini harmanlayıp çıtayı aşağıya indirmek başka bir konu..

Bu işler uzman yardımı olmadan komisyon üyelerinin parmak kaldırmasıyla olacak işler değil.

Üyeler bizim adımıza oradalar.. Bizim adımıza karar verecekler.. Ama biz kişisel kararlarımızı bilenlere danışarak, artısını, eksisini sorarak veriyoruz.

Onlar da danışsınlar.

ÖNE ÇIKANLAR