Eskinin "yurttaşlık bilgisi" kitaplarında dilekçe örnekleri vardı. O örneklerden aklımda iki şey kalmış. Örnek dilekçelerin hemen hepsinin sonu "arzederim"le bitiyordu. Üzerinde kocaman çarpı olan örneklerde de abartıya dikkat çekiliyordu:
"Vilayet Yüksek Makamı''na"yla başlayanlar kötüye örnekti. O kitaplarla büyüyenler, uzun yıllar bütün dertlerini kamuya ait her kuruma arzederek yaşlandılar. Afedersiniz çok ilgisiz olacak ama hatırlamışken o kitaplardan bir örnek daha aklıma geldi. İyiye ve kötüye örnek çizme resimler vardı. Kötü vatandaş pazardan aldığı tavuğu ayağından tutarak başaşağı evine getiriyordu. İyi vatandaş tavuk taşımak için özel kafes yaptırmış, resimaltındaki ifade ile "medeni bir şekilde" götürüyordu. İyinin başında fötr şapka, kötünün başında kasket vardı. Ben uzun yıllar medeniyet deyince hep bu tavuk resimlerini hatırladım. Medeniyeti kafeste tavuk taşımaktan ibaret zannettim.
Talim Terbiye Kurulu Başkanı, "Çocuklar belli bir yaşa kadar soyut kavramlarla düşünemezler" dediği zaman bu resimden dolayı kırk yıllık yarama merhem sürmüş gibi oldu.
Neyse, "arz" faslına dönüyorum. Örneğim çok basit olacak.. Evde çocuklar birbirleri ile kavga ettikleri zaman her biri diğerini babasına şikayet etmekle tehdit eder. Mutlaka aralarında çocukça sırlar vardır, kabiliyetlerine göre diğeri için tehdit unsurudur. Türkiye''de de çeşitli gruplar, cemaatler, dernekler, şirketler var.. Özeli var, kamuya ait olanı var. Bunların her biri diğerini fırsat buldukça itham ediyor.. Her biri "babama söylerim" edasıyla satır aralarında bir yerlere şikayet ediyor. Bu merciyi bir türlü somutlaştıramıyoruz.. Elle tutulmayan, gözle görülmeyen bir yer gibi. Dilekçelerin adresi muğlak. Yerli-yersiz, normal düzende şikayet mercii neresidir? Ya kamuoyuna şikayet edersiniz, ya da adli mercilere.. Hiç dikkat ettiniz mi, Türkiye''de nereye şikayet ediyorlar? Sanki vatandaş değil de otoriter -ve görünmez- bir babanın 70 milyon çocuğu gibiyiz. Hükümetler bile otoriter baba ile aramızda vasıta. Medeniyeti kafesteki tavuktan ibaret zannedecek yaşı geçtiyseniz sorumu soyutlayarak sorabilirim: Devleti bütün kurumları ile; memuru, amiri, başkanı, bakanı ile burada bırakıp 68 milyon vatandaş olarak gidip Amerika''ya yerleşsek.. Beğenmezseniz Kanada''ya yerleşsek.. Aynı gazetelerimiz, televizyonlarımız derneklerimiz, şirketlerimiz orada da olsa, üslup aynı olur mu sizce? Aynı olmaz o kesin de; aynı alışkanlıkla orada da itham ve şikayete yeltensek burada adını bile koyamadığımız şikayet merciinin muadili orada neresi olur? Efendim?

