En çok neye hayıflanırım biliyor musunuz? İhtilal sonrasında, emir fermanla herkesin tek sıra halinde dizildiği dönemleri yeterince değerlendiremediğimize.. Normal dönemde, toplumsal uzlaşmayla, mutabakatla, görüşerek, konuşarak, tartışarak, onun bunun sakalını tarayarak altı ayda, altı senede yapılabilecek bir iş o dönemlerde iki dudak arasındaydı. Yapılsın, denilmesine bağlıydı. Kapatılsın. Açılsın. Durdurulsun. Başkanlık sistemine geçilsin. Okullar belediyelere bağlansın. İşçiler de memur olsun. Bankamatik memurlarına iş bulunsun. Memurların işvereni valiler olsun. Bakanlıkların taşra teşkilatları kapatılsın vs. Masallardaki kral gibi, iki satırlık emir yayınlamak yetiyordu. Biz bu gücü, vatanı uçurumun kenarından içerilere çekmek için kullandık. Sonra bir daha uçurum kenarına gitmesin diye teferruatlııııı bir anayasa yazdık. Teferruatlııııı kanunlar hazırladık. Yine geldi. Geldi ama emir fermanla içerilere çekilemeyecek bir yere geldi. Malum, bizde devlet vatanla, hükümetler de vatandaşla ilgilenir. Yani benim keşke bu işlere de el atsalardı, dediğim konuları pek dert etmez devlet.
KAMU YÖNETİMİ REFORMU
Bülend Ulusu kaç yılında başbakan olmuştu. 12 Eylül''den hemen sonra olduğuna göre 980 sonu. Hatırlıyorum Başbakanlığının ilk yılında müjdeyi vermişti: Devletin çatısı yeniden kurulacak, kamu yönetiminde reform yapılacak, hantal yapı günün şartlarına uydurulacak. Sene 980, sene 2003. Yine bir kamu yönetim reformu lafları dolaşıyor ortalıkta.. Bugün yarın Meclise gelecekmiş. ..... Kamu işçisi ile memuru arasındaki farkın kaldırılacağı o yıllarda da söyleniyordu. Bugün de söyleniyor, bir önceki hükümet döneminde de söylenmişti. Sosyal güvenlik kuruluşlarının tek çatı altında toplanması da yıllardır konuşuluyor.
Ve her gelen, "Hep konuşuluyordu ama birşey yapılmıyordu biz onlardan farklı olarak yapacağız" diyor. Mutlu oluruz. Kamu yönetim reformu biterse bir de adalet reformu yaparız. Eğitimde reform yaparız. Sağlıkta yaparız.
Yorulunca da seçim yaparız.
DİPSİZ KUYU
Yüzük bilezik toplayalım muhabbeti tez bitti. İyi de oldu. İlgili bakan, "Devlet bağışlara muhtaç olmayacak kadar büyüktür" dedi. Şimdi biraz da bu yolla, "el ele, omuz omuza" sloganıyla "nasıl borçlanırız" üzerinde çalışırlar.. Sonra belki ondan da vazgeçerler. Kamudaki şatafat ve dipsiz kuyu görüntüsü insanların fedakârlık duygusunu köreltiyor.

