Sorumu şöyle soruyorum:
Türkiye'de hiç muhalefet olmasa, iktidar partisinin yüzde 45 olan oyu yüzde 75'e dayansa, gazetelerin ve televizyonların tamamı iktidarın yanında yer alsa, barolar, meslek odaları, sendikalar, iş adamları hep birlikte ve hep bir ağızdan iktidarı desteklese problem biter mi?
...
Başbakan dünyanın en iyi adamı olsa problem biter mi?
...
Bizden diktatör olmadığımızı ve asla olamayacağımızı ispat etmemizi bekleyen var mı?
Dünya kamuoyunu yönlendirenler diktatörlüğü, özgürlüğü hangi hallerde dert eder?
Türkiye 950'ye kadar diktatörlükle yönetildi itiraz eden olmadı. 950'den sonra çok partili hayata geçildi Menderes'i diktatörlükle itham ettiler.
Hepimizin ikna olduğunu varsayalım:
A) Diktatörlük de yok, diktatörlük tehlikesi de.
B) Bu insanlar canla başla feragat ve fedakârlıkla çalışıyor ve bizim için çalışıyor.
C) Bugünkü şartlarda bu kadrolardan daha iyisi yok.
D) Dış politikamız mükemmel.
E) Kim ne yapıyorsa bize düşmanlığından yapıyor eninde sonunda cezasını çekecek.
F) Eski devirler geçti artık. Pısırıklık yok. Dirayet var, azamet var, kararlılık var, iyi niyet var.
Bu maddelerin tamamına bizim inanmamız problemi çözüyor mu?
...
Bizden ne istiyor olabilirler?
Mesela bu düşmanlar neden Libya'yı 40 sene karıştırmadı da 41. sene karıştırdı.
Neden Irak'a uzun süre dokunmadılar sonra tersyüz ettiler.
Neden Suudi Arabistan'a hâlâ dokunmuyorlar.
Neden Mısır'ı 40. senesinde kum saati gibi bir kere daha ters çevirdiler?
Neden Ukrayna karıştı.
Ukrayna'da düşmana alet olan taraf hangisi?
Giden adam mı gelen kadın mı?
...
Ben problemin içeriyle ve içerdekilerle ilgili olduğunu zannetmiyorum. Bu zannı doğru kabul edersek ihtilaf konusu her ne ise müzakeresini dışarıdakilerle yapacağız. Bu ret de olabilir, bedeli ödenmek kaydıyla bir tercihtir, kabul de olabilir, şartlı kabul de olabilir.
Mesela terörle 34 yıl mücadele ettikten sonra geldiğimiz noktaya 4. yılda gelseydik daha az zayiat, daha az maliyet daha az gözyaşı olurdu. Dolaşıp gelmek de bir tercihtir.
Paşa keyfimiz bilir.
Ama ithamların aksini ispat etmekle ve gerçekten haklı olmakla olmaz. Kimin haklı olduğunu arayan yok.
Özgürlükler deyince yapmamız gerekenler nedir, diyerek bir kâğıda not ettirip hepsini yerine getirseniz de olmaz. Başka problem çıkar. Problemlerle tek tek boğuşmak yerine "problem çıkaranlar ne istiyor" sorusuna cevabımızın olması lazım.
Ne istediklerini biliyoruz ama bize uymaz demek bir tercihtir, yeter ki kafa yormuş ve dert etmiş olalım. Mekanizmayı biliyorsak artılarıyla eksileriyle hesap edip bir karara varmışsak kimsenin diyeceği bir şey olamaz. Düşersek ağlamayız. Çıkarsak mutlu oluruz.
Yolumuz açık olsun!

