Kaydet
a- | +A

Seçim sonrasının en güzel sloganlarından biri de "Seçmen ne dedi, ne demek istedi" muhabbetidir. Seçmenin ne dediğini anlatırken söze şöyle başlanır: -Efendim seçmen demek istedi ki.. Tercüme etmek gibi..İşitme özürlülere, işaret diliyle konuşmacının anlattıklarını aktarmak gibi.. Dedi ki, demek istedi ki..Seçmenin ne dediğini duyduk, siz ne diyorsunuz? Ben şunu söylüyorum:

CHP''nin ileri gelenleri günlerce toplanıp, nerede yanlış yaptıklarını, niye oy alamadıklarını, neler yapılması gerektiğini tartışacaklardır. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül''ü de çağırsınlar. Ona sorsunlar nerede yanlış yaptıklarını..Bundan sonra ne yapmaları gerektiğini. Pratik bir dert anlatma metodu geliştirmiş, üç cümleyle özetliyor. Artık rejim üzerinden, cumhuriyet üzerinden, devlet üzerinden siyaset karın doyurmuyor. Birleşelim, oyları bölmeyelim gibi sıkıcı temennilerin de bir anlamı yok. Bir anlamı olsa, aynı tabana hitap eden 5 partiye rağmen iktidar partisi yüzde 40''ı aşamazdı. Eğer derdimiz gerçekten seçmenin parlamentoda birebir temsili ise bunun yolu hem basit hem de biliniyor. CHP dışında barajın biraz altında ve üstünde kalan iki partinin durumu özel. Bu iki partinin oyları arttı, azaldı, aynı kaldı hesapları bugün için anlamsız. Yani yarınlarına bir ışık tutmaz.

DEHAP oylarını yok sayarak, görmezden gelerek, telaffuz etmeyerek yüzde 3, yüzde 5 oy alan diğer partilerle mukayese ederek, diğer partilerin içinde erimesini bekleyerek, biraz azalmasıyla avunarak daha kaç yıl oyalanabiliriz. Ya barajı indirip her kesime temsil edilme hakkı vereceğiz ya da iki turlu dar bölge sistemine geçip (ki bunun devamı başkanlıktır) yasamayla yürütmeyi fiilen ayırıp partileri ikinci plana düşüreceğiz. Özetle, merkez sağ, merkez sol biçimindeki bir yapılanmanın ilk ayağı ortaya çıktı, sıra ikincisinde demek için henüz erken. Ama ikinci (merkez sol) rotasını gözden geçirmek için geç kalmış sayılmaz.

Merak İstanbul Üniversitesi''nin rektörü gibi, Anayasa Mahkemesi''nin eski başkanı gibi, Sadettin Tantan gibi, Zekeriya Temizel gibi değerli insanlar bağımsız aday olsalardı yüzde kaç oy alırlardı acaba? Veya CHP seçime Deniz Baykal''la değil de Kemal Alemdaroğlu ile girseydi.. DYP''nin başında Ağar değil, bir başkası olsaydı.. Erbakan yasaklı olmayıp SP''nin başında kalsaydı.. Ne değişirdi?

En değerlilerin oy oranı binde bir, binde iki olur muydu?

SP''nin, CHP''nin, DYP''nin oy oranı değişir miydi?

ÖNE ÇIKANLAR