İnsanlar çoğu zaman "mış gibi" yapmak zorunda kalır. Uyuyormuş gibi yapmak. Tok olduğu halde, açmış gibi yapıp, "Ooo, bayağı lezzetliymiş, ben de çok acıkmışım hani" demek. Seviyormuş gibi yapmak. Üzülüyormuş gibi yapmak. Özlüyormuş gibi yapmak. Anlıyormuş gibi yapmak. Herhalde en zorlarından biri, üvey annenin öz çocuğu ile üveyini eşit derecede seviyormuş gibi yapmasıdır. Seviniyormuş gibi yapmak. Bu arada hep kafama takılmıştır, insanlar cenazede niye siyah gözlük takarlar? Önemli bir haber veriyormuş gibi yapmak. İnanıyormuş gibi yapmak. Demokratmış gibi yapmak. Üzülmemiş gibi yapmak. Husumeti yokmuş gibi yapmak. Adil davranıyormuş gibi yapmak. İşine önem veriyormuş gibi yapmak. Önemli adammış gibi davranmak.. Alçakgönüllüymüş gibi yapmak.. Konudan haberdarmış gibi yapmak.. Bu "mış gibiler"i uzatmak mümkün. "Mış gibisiz hayat" zor.
"Mış gibi"yi kurumsal hale getirmek daha zor. Ama bi tutturursanız, "iki gözüm önüme aksın ki"yle söze başlasanız da tersine inandıramazsınız. Eğer mışı, muşu beceremiyorsanız size bir teselli yolu göstereyim: Öbür tarafta mış-muş işe yaramıyor.
Ağasıyla paşasıyla Sakıp Ağa, altı yedi sene önce Güneydoğu raporu hazırlamıştı (yahut hazırlatmıştı) . O tarihlerde bugünün Kıbrıs''ı gibi Güneydoğu değişmez konumuzdu. İlk tepkiyi Türkeş vermişti.
Ağa çizmeyi aştı, demişti. Sakıp Ağa da ben hiç çizme giymedim demişti ama "sen işine bak" mesajını da almıştı. Yine o günlerde Ağa''nın sözlerini
bir büyüğümüze nakleden bir gazeteci ağzından "mozaik" lafını kaçırınca, "Ne mozaiği ulan" ikazıyla susturulmuştu. Sabancı ölmeden önce de "Kıbrıs''ı artık çözelim ağalar" deyip duruyordu. ..... Referandumda evet ya da hayır diyecek olanlar Kıbrıs''ta.. Denktaş Türkiye''de. Burada kanal kanal dolaşıp hayırın faziletlerini anlatıyor. Kıbrıs hükümet üstü devlet politikamızdır, diyoruz ya.. Devlet politikasını tayin edenler kısa bir açıklama yapsa, Denktaş''ın kanal kanal dolaşmasına gerek kalmaz, herkes yerini alır.

