Israrla Başbakan'ın aday olmayacağını söyledim. Hatta bazıları ile iddiaya girdim. "Dönüşü yok, olacak" diyenleri tebrik ederim.
Kuru inat derecesindeki ısrarımın sebebleri vardı.
30 Mart seçimleri esnasında 17 ve 25 Aralık operasyonarı üzerine, çok kimse ile birlikte bir iddiayı seslendirmiştik. Bu kampanyanın hedefi, Erdoğansız AKP..Partiyle kimsenin bir alıp veremediği yok; partiyi bırakırsa probem biter, demiştik. 30 ocakta, "Partiyi onlara bırakmanın ödülü Çankaya" başlığı altında, muhtemel sonuçlara Başbakan açısından bakarak ihtimalleri sıralamıştım:
1-Gül cumhurbaşkanı Erdoğan başbakan..(Kavga ertelenmiş, nihai karar sonraki döneme bırakılmış)
2- Erdoğan cumhurbaşkanı Gül başbakan ( Anlaşmalı mağlubiyet )
3- Erdoğan partili cumhurbaşkanı (kesin galibiyet, yola devam)
4-Gül başbakan Erdoğan emekli (kesin mağlubiyet ve rota değişikliği)
Partili cumhurbaşkanlığına geçiş mümkün olmadığı için benim şablonumda en ehven çözüm mevcut yapının devamı görünüyordu. Diğer seçenekler sesli sedalı siyasete veda anlamına geliyordu.
Seçimden hemen sonra "Bayburt Modeli" mühendisleri yoklama yaptı. Olurdu, olmazdı derken Gül, "Bugunkü şartlarda gelecekle ilgili siyaset planım yok" dedi. Ama görev sürem bitince emekli olup kenara çekileceğim demedi. Varım ama yokum, yokum ama varım gibi biraz imalı, biraz beklentisi varmış intibaı veren bir mesajdı.
Pazarlıkların dışında olan, bir iddiası olmayan, emeklilik hesabı yapan birisi çıkıp doğrudan, benim üzerime hesap yapmayın, ben gidiyorum der.
Oysa istişarelerimiz devam ediyor, dedi..Günü gelince açıklanacak dedi. Partili abiler de( hepsi üç dönem kuralına takılan abiler), "Eğer Başbakanımız Çankaya'ya çıkacaksa (ki çıkmalı) partiyi toparlayacak isim Gül'dür. Yokum dediği için ikna edilmeli, ne olur kararını değiştir ve başmıza geç denilmeli, dediler. Peki pazarlıkla karışık istişarelerin sonunda ne oldu ki, Cumhurbaşkanı, taaa 30 haziranda "aday olmayacağım" dedi?
Üstelik partiye dönecek misiniz sorusuna "onlar daha sonra konuşulacak şeyler" diyerek geçiştirdi.
Bu diyaloglardan becayiş kokusu geliyor. Dün bu konular konuşulurken yadırganıyordu. Putin usulü ya da kardeşlik hukuku adı altında yer değiştirme bize uymaz, başka anlamları olur deniyordu. Ben de diyordum. Şimdi doğal karşılanıyor. Bundan daha tabii ne var, deniyor. Neticede bu birilerinin başarısı. Kimin başarısı olduğunu zaman gösterecek.
Ara dönem için adı geçen abilerin (Davutoğlu hariç) tamamı üç dönem kuralına takılıyor. Haziran seçimlerinde hiçbiri olmayacak, aday olamayacaklar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra genel seçimlere 10 ay kalıyor. On ayda köprülerin altından çook sular akar. Bugünkü gidişattan Gül'ün partiyi derleyip toparlayacak isim adı altında aktif siyasete döneceği anlaşılıyor.
Yine öyle anlaşılıyor ki, seçimlere kadar Başbakanlığı kimin yütüteceği konusunda da karar verilmiştir. O isim bir ip ucu olabilir. Gül'e yakın bir isim emanetçi olursa değiş tokuşun (becayişin) mutabakatla yapılacağı anlaşılır.
Hayırlı olsun.
Bu hesapları bozabilecek tek gelişme barış sürecinin tamamlanması, Suriye'nin huzura kavuşması ve Kuzey Irak'ın Türkiye'ye katılması olabilir.

