Kaydet
a- | +A

Kitapları Türkçe''ye de çevrilen Frederic Beigbeder, 4.900 TL isimli kitabında reklam totalitarizminin diktatörlerden daha acımasız olduğunu anlatırken şöyle diyor: "Reklam insanlığı köleleştirmek için, düşük profilli olmayı, esnekliği, ikna metodunu seçti. İnsanın insana egemen olduğu günden beri ilk defa, karşısında özgürlüğün bile işe yaramadığı bir egemenlik sisteminde yaşıyoruz.

Tersine sistem bütün kozlarını özgürlük üzerine oynuyor; en büyük buluşu da bu zaten.

Her türlü eleştiri yararına oluyor. Sistem size kibarca boyun eğdiriyor. Herşey serbest. Sisitem hedefine ulaştı, itaatsizlik bile bir itaat biçimi haline geldi." ... "Ben reklamcıyım. Asla sahip olamayacağınız şeylerin hayalini kurduran adam... Son kampanyamda itelediğim rüyalarınızın arabasını satın almayı başardığınızda, ben onu çoktan demode etmiş olacağım. Ben üç model önden gidiyorum ve her zaman sizi hüsrana uğratmanın bir yolunu buluyorum. Cazibe, büyüleyicilik, attığınız her adımda sizden biraz daha uzaklaşan o masal ülkesinin adıdır. Sizi yenilik bağımlısı yapıyorum. Yeniliğin avantajı hiçbir zaman yeni kalmaması. Her zaman bir öncekini eskitecek yeni bir yenilik bulunuyor. Salyalarınızı akıtmak..İşte benim kutsal görevim bu.

Benim mesleğimde kimse mutlu olmanızı istemez, mutlu insanlar tüketmezler.

Graham Fuller''den "...Ama bu zorunlu Batılılaşma Türk toplumunda bazı yaralar da bıraktı. Kendi Osmanlı tarihini, İslam geleneklerini sevenler vardı. Batılılaşma İslamiyet''i aşağılayan bir hale dönüştü. Şimdilerde ise sarkaç daha merkeze geldi. Anadolu Kaplanları da yeni bir rol oynamaya başladılar. Yani bir bağdaşma (imtizaç) var. Bu çok sağlıklı. ... Türkiye''ye artık yeni bir harmoni (uyum, ahenk) getirmek lazım. ..... Aslında bir ihtilal olduğunda her zaman büyük yaralar kalır. Her yerde bu böyledir. Türkiye''deki ihtilalde de bir takım yaralar açıldı. Ama şimdi kapanıyor. Bağdaşma süreci şimdi yapılıyor."

ÖNE ÇIKANLAR