"Ulan" siyasi literatürümüze ne zaman girdi. İlk defa Türkeş kullanmıştı.
Sakıp Ağa uzman bildiklerine bir "Güneydoğu Raporu" hazırlatmıştı. O zamanlar Kürt meselesinin adı böyleydi.
Bir gazeteci Türkeş'e bu rapordan söz ederek, Türkiye'nin bir mozaik olduğu söyleniyor ne dersiniz, diye sormuştu. Türkeş de; "Ne mozaiği ulan" demişti.
Sakıp Ağa'ya da nasihat etmişti: Ağa çizmeyi aşma.
.....
Geçen gün Kılıçdaroğlu grup toplantısında bir fotokopi çıkarıp salladı. Elimde çok vahim bir belge var, dedi.
Türkeş hayatta olsaydı ne belgesi ulan, derdi.
Adalet Bakanlığı Müsteşarı İzmir'deki savcıyı aramış. Bu soruşturmayı durdurun, demiş. Savcı da oturup bir tutanak düzenlemiş:
Müsteşar bey beni aradı.. Dedi ki..
Tutanak böyle bir şey mi? Demediklerini yazarsa/yazmışsa biz nasıl anlayacağız? Akıl yürüterek mi ayıklayacağız.. Yoksa yok canım demiştir, demiştiiiiir mi diyeceğiz.
Şimdi Kılıçdaroğlu'nun aradığı herhangi bir kimse konu ne olursa olsun, "Kılıçdaroğlu beni aradı ve dedi ki"den sonra altına canının istediğini yazsa ve üstüne de "tutanak" dese adı vahim belge mi oluyor.
Müsteşar savcıyı arar.. İstediği zaman arayabilmelidir. Ne oluyor oralarda diye sorar.. Sorabilmelidir.
Savcı, bir kâğıda 'beni aradı' yazınca adı tutanak olmaz.. Ona ifade denir. Ben hiç evde ya da ofisinde kendi başına ifade verip kayda geçen bir adam duymadım. İsterse suç duyurusunda bulunabilirdi onun da adresi Kılıçdaroğlu değil.
Çok iyi niyetli bulmadım savcı beyi.. İyi niyetli olsaydı eline kâğıt alıp parti merkezlerine ulaştırılmak üzere kapıya koşmak yerine kendisini arayan müsteşara, "ben ve arkadaşlarım titizlikle bu işi yürütüyoruz. Hukuk ihlali yok, deliller sağlam" der, telefonu kapattıktan sonra işine bakardı.
Efendim baskı var.. Baskı imkânı olan adam telefon etmeden de baskı kurar. Baskı kurmaya niyeti olsaydı telefon etmezdi.
....
Bu işler dershane ile patladı. Millet dershanem, velim, öğrencim, eğitim derken, "Yahu bırakın bu işleri.. Kimsenin dershane diye bir derdi yok" dedim. Kokusu o zaman çıkmıştı. Savaş uluslararası.. Sövenler, hakaret edenler, masum bir dershane talebini götürüp nerelere bağlıyorsunuz diyenler oldu. Olmadı mı İbrahim?
Dün adı sözcüye çıkan zat (telefon kayıtlarına göre sözcü değilmiş) Efendim bu kavga cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar devam eder, diyor.. Masum dershane talebiyle cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilgisi ne?
...
Bu artık resmen bir savaş.. Savaşta yasama kuvvetleri, yürütme kuvvetleri, yargı kuvvetleri olmaz.. Yürütmesiyle yargısıyla yasama çatısı altında işbirliği yapılır.
Efendim onlar emir kulu.. o zaman siz de başka yerin emir kulusunuz... Üstelik temsil sıfatınız yok.
....
(Yarın size MİT'in fasulye ithal etmesinin faziletinden bahsedeceğim. Paralellere de iş çıkar.. Fasulye TIR'larını teşhir ederler.)

