Farzedin ki siz bu ülkede bir diktatörsünüz. Başveziriniz ya da Taha Yasin Ramazan''ınız gelip bir konuyu size arzediyor: "Haşmetli diktatörüm. Adapazarı''daki şeker fabrikamız 99 depreminde hasar gördüğü için faaliyetleri durdurulmuş. Fabrikanın yüzde 49''u kooperatifin, yüzde 51''i devletin. Fabrikada faaliyet yok ama 500''den fazla işçi dört yıldır maaşını alıyor. Devlet tasfiye kararı almış ama bugüne kadar tasfiye edememiş. Kooperatif devlete, "hisselerini bana sat demiş", devlet satmamış.
Ne emredersiniz, ne yapalım?" Siz olsanız ne yapılmasını emredersiniz? Açın, kapatın, satın, özelleştirin, yıkın vs. Bunların hiçbirisi beni kesmez. Ben, "hava kuvvetleri tatbikat bölgesi olarak kullansın, fabrikaya nokta atışı yapsın, bir tatbikatta orayı yerle bir etsin ve arazi yanmamış kireçle dezenfekte edilsin" derim... Sonra da bütün ülkeye duyurulsun. Bir daha böyle sürüncemede kalan bir KİT olursa, ne yapılacağına karar verilemezse, yerle bir edilecek haberleri olsun, derim. Bu işle kenarından köşesinden ilgili olanlar? Onlar için de siz hayal kurun. ..... Altı ayda karara bağlanamayan her yere aynı uygulamayı yapacaksın. Özelleştirme sevdasının başladığı günden bugüne, yüzakıyla içinden çıkabildiğimiz bir iş var mı? Önce ucuza sattın, peşkeş çektin muhabbeti.. Sonra iptal.. sonra yeniden ihale.. yine iptal.. mahkeme safahatı.. Değil peşkeş çekmek, üste para vererek devretmeyi becerseydik bugün çok daha iyi yerlerdeydik.
Bayi kârı
Akaryakıtta bayi kârı yüzde 3.98''miş. Türkiye''nin sevdiği tabirle namuslu iş yapan bir bayi, bu kâr oranı ile çarkını döndürebilir mi? Anlamak için gidip ortahalli bir istasyonun girdisine çıktısına bakmak lazım. Ben dönmez, diyorum. Dönmeyince herkes kendine göre çareler arar. Bu çarelerin bedelini de biz öderiz. Ödüyoruz da.

