Bir ilimizde polis balosuna davet edilmeyen hakim ve savcılar, emniyet mensuplarını tutuklatıyor. Önce şube müdürü tutuklanıyor, sonra müdür yardımcısının ifadesi alınıyor, yardımcı o arada izin alıp il dışına çıkıyor (veya kaçıyor)
Hakkında gıyabi tutuklama kararı veriliyor. Bir başka ilimizin havaalanında polis, güvenlik kontrolünden geçmeyen hakimle tartışıyor. Hakim, "Şimdi uçağım kalkıyor, dönüşte seninle görüşürüz" deyip gidiyor.. Dönüşte, iki memurun tutuklanmasına karar veriyor. İki memur bir üst mahkemeye itiraz ediyor, üst mahkeme itirazı kabul ediyor, memurlar tutuksuz yargılanıyor. Bir başka ilimizde adliyenin garajına girmek isteyen otomobili trafik polisi durduruyor, otomobili kullanan da , "Ben hakimim, sen bana dur bile diyemezsin" deyip oradaki memuru tutuklatıyor. Ama tabii bütün bu işler , "Beni polis balosuna davet etmediler", "Havaalanında güvenlik kapısından geç dediler", "Garaja girerken dur bakalım dediler" diyerek olmuyor. Kanunun uygun maddelerine uyduruluyor. Sonunda birşey çıkmayacağını hakimi de, savcısı da biliyor. Ama onların tabiriyle biraz burunları sürtülmüş oluyor. Bir ilçemizde de kaymakam, emniyet müdürüne emir vermişti. Müdür, "Sen daha toysun, bu işlerden anlamazsın" demişti. Kaymakam, müdürü azletmişti. Müdür de kaymakam''a baskın düzenlemişti. Eskiden de buna benzer işler olurdu ama herkes duymazdı. Yazma denilince yazılmazdı. Şimdi kime yazma diyeceksin.. Hakkari''deki vatandaş bile internet üzerinden bütün dünya ile yazışıyor. Yazılması söylenenler daha hızlı yayılıyor. Geçinip gidiyoruz ama eskisi kadar kolay olmuyor. Artık her olup bitene, vatanın yüksek menfaati şemsiyesini örtemiyoruz. Daha güzel gerekçeler bulmamız lazım.. Daha güzel gerekçe bulma meziyeti olanlar da daha güzel geçim yolları buluyor zaten.. Memur olmalarına gerek kalmıyor.

