Kaydet
a- | +A

Yüksek yargı mensuplarının silahlı saldırıya maruz kalması önemli bir olay.

Yani hafife alınabilecek birşey değil. Ama olaydan sonra kurumlar adına yapılan açıklamalar, yorumlar, işin götürülüp dayandırılmak istendiği yerler, gerekçe arama gayretleri beni şahsen karamsarlığa düşürdü. Biz ki taaa Amerikalara, terör konusunda birikimimiz var, bu tecrübelerimzden istifade edin diyen bir ülkeyiz Bu nasıl bir tecrübe ki, bu menfur olayı kan davası gibi yorumluyoruz. Sebep ararken hedef haline getirilmesinden sözediyoruz. Yüksek mahkeme kararlarının tartışılmasından sözediyoruz. Yetersiz güvenlikten sözediyoruz. Terörün tarifinde bunların hangisinin yeri var? İnsan arzu ediyor ki bir aklı başında adam çıksın, bu olaylarla varılmak istenen yeri anlatsın, bize düşen nedir söylesin, uluorta ve tek ayak üstünde konuşanlara da söz sırası gelmesin. ... 80 öncesinde, günde 3-5 kişinin öldürüldüğü günlerde yapılan açıklamalar gazete arşivlerinde var. Bunlardan ne kadarının işin aslı ile örtüştüğü daha sonraki yıllarda ortaya çıktı. Yüksek kurumlar dahil, devlet adına düşünce üretenler dahil, hiç kimse işin aslını farkedememiş. Hep sükunet, sağduyu, birlik beraberlik tavsiye edilmiş. Sonra ne olmuş..12 Eylül sabahında sular birdenbire durulmuş. Yıllar sonra bir uzman şöyle demişti: O günlerde, terörün hedefi farkedilip, o adrese gerekli mesaj gönderilebilseydi.. " Boşuna uğraşmayın, hergün 3-5 değil, onlarca vatandaşımızı da katletseniz, sizin beklediğiniz şeyi yapmayacağız.. Yönetime el koymayacağız" denilebilseydi olaylar hemen o gün dururdu. 12 Eylülden sonra tedbirler sayesinde değil, hedefe ulaşıldığı ve maksat hasıl olduğu için ortalık duruldu. ... Vatandaş olarak şu yanlışa da düşmemek lazım. Terör yoluyla varılmak istenen hedef her zaman aynı olmuyor. Dün öyle olmuştu bugün de oraya götürülmek isteniyoruz sonucunu çıkaramayız.

Bugün ne yapılmak isteniyor sorusunun cevabını bize söylemeseler de kapalı kapılar ardında çözmeleri gerekir. Ben çözemediklerini düşünüyorum. Açıklamalar, tepkiler, kurumların hâlâ hasımlar gibi yarısının o tarafa yarısının bu tarafa dizilmesi.. bende bu kanaati uyandırıyor. Zaten bu sorunun cevabını bulsalar, ya hayır der, nelere göğüs gereceğimizi biliriz ya da evet der, huzura kavuşuruz. ...

ÖNE ÇIKANLAR