Baronun adını vermeyeceksin ima edeceksin.
Kimi eski kulüp başkanı zannedecek, kimi büyük iş adamı.. kimi eski devlet adamı.. Ama söylemek yok.. Söylersen, "aaa bu muymuş" derler işin büyüsü bozulur.
Ergenekon'un bir numarası gibi.
Efendim şu kadarını söyleyeyim ki bir numara asker değil.
Kim kardeşim?
Sağolsun bizim millet de baron işine yabancı değil. Oturup en az yüz bölüm Kurtlar Vadisi seyretmiş.. Etiyle kemiğiyle yaverleriyle görmüş.
Baron çok güçlü ama bizim devlet ondan da güçlü. Ne yapmış? Baronun çocuğunu kaçırıp eğitip ona karşı kullanmış.
Kullanmış derken tat vermiyor.. Masalların sonu gibi..
Oradan alışık millete baron/baronlar Sarıgül'ü CHP'ye gönderdi dersen anlamakta hiç zorluk çekmez. Zaten zihninde hazır film kareleri var.. Orada bir yere oturtur. Bu nasıl baron ki sadece CHP'ye el atıyor diğer partilere dokunamıyor.
Hem baronlar, baronlar deyip ağlayıp sızlıyoruz hem de ara gaz veriyoruz:
E biz de az değiliz. Kendimizi çok hafife almayalım.
Batı ne yapmış, zannetmiş ki onlara muhtacız.. Biz ne yapmışız, hemen oturup Çin'le hava savunma sistemi anlaşması imzalamışız. Batı oturup düşünmüş:
Hıımmm bunlar blöf yapıyor olabilir mi? Bakmışlar yok olamaz. Bunlar ciddi. Bizi defterden silecekler. Hemen toparlanıp ilişkileri bir daha gözden geçirelim deyip bizim dediğimiz yere gelmişler.
Maksat hasıl olunca ne yaparsın? İptal edersin Çin'le anlaşmayı.. Öbürleriyle anlaşırsın.
Baronlar başka ne yapmış olabilirler.. Maliki Irakıyla aramızı açmış olabilirler mi.. Biz sonra onlara rağmen tekrar ilişkilerimizi yoluna koymak için uğraşıp başarmış olabilir miyiz?
Bu baronlar trafik canavarı gibi bir şey mi?
....
Baron edebiyatına girmeyelim demem. Baronsa baron.. Bana ne.. Düşmanınızın ya da haminizin ya da vasinizin adını siz koyun.. Masal tadında olsun. Ama bilin ki CHP'de her işi baronlara yaptırırsanız öbür tarafların da baronu var, sonucu çıkar.
Sizin baronlar/bizim baronlar.. Bu dayımın oğlunun baronu gibi değil.. Bir baron öbür tarafta sipere yatmışsa savaştığı tarafın da bir baronunun olması gerekmez mi?
Yoksa yine Kurtuluş Savaşı'ndaki gibi yedi düvelle mi savaşıyoruz.. Cephanemiz yoktu, kepçeyle, tavayla düşmanı kovalayıp denize döktük..
Yunanlılardan önce İngilizler, Fransızlar baktılar pabuç pahalı tüydüler.. Denize dökülmekten kurtuldular..
...
Kurtuluş hikâyesi böyle olursa baron hikâyesi yadırganmaz.
Ama kurtuluş hikâyesini 1. Cihan Harbi sonundaki mağlubiyete bağlarsan.. Galipler bize bu statüyü, bu rejimi, bu sınırları uygun görmüştü, yapacak bir şey yoktu dersen baron hikâyesi yemez.
O zaman hikâye şöyle olur: Bizim gıyabımızda bizim için bizi de kullanarak savaşıyorlar. Galip gelen tarafa göre ya değişip gelişip büyüyeceğiz ya da aynı kalacağız.
Kim bilir belki de bizim baronlar bizi Maliki'yle barıştırmıştır.

