Klasik bir muhakeme düzeni nasıl olur? Davalı olur, davacı olur.. Davalının davacının avukatları olur. Kamu adına avukatlık yapan savcı olur. Taraflar derdini anlatır, hakim bazı sorular sorar.. Sonra kararını verir. Haklısın, der.. Haksızsın der.. Karar vermek bazan üç sene, bazan yedi sene sürer ama sonunda birşey der. Sonra hakimin kararını taraflardan biri temyize götürür. Temyizde karar ya onanır, ya bozulur. İşte Türkiye''de de böyle taraflar var. Hem de kamu yönetiminde.. Bir taraf öyle diyor, öbür taraf böyle.. Sonunda kimin dediği oluyor ve neye göre oluyor. Görüntü şöyle: Sanki her kararda anayasaya ve kanunlara uygunluk için kılı kırk yaran insanlar var. Taraflar tabiri bana ait değil.. Şu son YÖK gerginliğinde, iyi dilek temennisinde bulunan bir büyüğümüz ve bir küçüğümüz, "Dilerim taraflar bu işi daha fazla germez" dedi. Bu işin tarafları kim? Biz özetle evet ve hayır diyenler şeklinde tasnif edelim. Bu durumda hangi tarafın dediği olmalı? Baştaki muhakeme örneğine dönünce hakimi olmayan bir mahkeme manzarası çıkıyor. Taraflar var, hakim yok. Herkes bir tarafıyla taraf.
İş, "kimin gücü yeterse"ye kalıyor. Bu iş futbol federasyonuna başkan seçmek kadar kolay değil ki taraflardan biri Eyüp''te 40 tane koyun kesme karşılığında destek alsın.
Bilgi edinme! Bilgi edinme kanunumuz bile oldu. Bu kanun ne işinize yarayacak? Gerekçesine bakarsanız, o kadar iyi şeyler bulursunuz ki, yönetimde şeffaflık, vatandaşın hak ve özgürlük alanını genişletmek.. Bunlar kanunda, yönetmelikte alt alta dizilen güzel satırlar.. Sizin ne işinize yarayacak? Hiçbir işinize yaramaz. Taraflar için (kamu yönetimi-vatandaş) ekstra bir külfet olacak o kadar. Yine kimse size bilgi vermeyecek. Çok meraklı olanlara , "Buyurun sevgili vatandaşım, filan kanunun falan maddesi uyarınca istediğiniz bilgiler ilişikte size sunulmuştur" denilir belki.. Ama o bilgiler işinize yaramayacak. Yani, çok şükür, bilgi edinme kanunu var da, bu sayede öğrendik ki.. diyebileceğiniz birşey olmayacak.

