Dün bir milyondan fazla genç üniversite imtihanına girdi. Türkiye''de her on yıllık dönemlerde bir meslek moda olur. Bir zamanlar doktorluk gözdeydi. Doktor olanların geleceğini kurtardığına inanılırdı. Kıbrıs harbi yıllarında uçak mühendisliği dillere düştü. Taşralı Türkler zannediyordu ki, çocuklarımız uçak mühendisi olursa küffarı dize getiririz.
Sonra bilgisayar mühendisliği, işletme mühendisliği, bir dönem inşaat mühendisliği kurtuluş yolu sanıldı. Devletimizin kendini kurtaramayanlar için teselli ikramiyesi kabilinden yüksek okulları da vardı. Mardin Turizm Yüksek Okulu. Ağrı Öğretmen Okulu gibi. -Ne olmak istiyorsun? -Doktor. -Puanın yetmiyor. -O zaman hukukçu olayım. -Ona da yetmiyor.. İlla bir şey olmak istiyorsan Otelcilik Yüksek Okulumuz var, oraya buyurun. ... Bu yetmiyormuş gibi memurları da merkezi imtihanla almaya karar verdiler. Merkezi imtihanda zabıt katibi olmak isteyene de, odacıya da, hastabakıcıya da aynı soruyu soruyorlar: -Bir üçgenin iç açıları toplamı kaç derecedir? A), B), C) Açıyı, üçgeni bilmeyen odacı olur mu? Siz de evinizi boyatırken, musluğunuzu tamir ettirirken gelen usta adaylarına aynı soruyu sorun. Bilene yaptırın. Bilenlerin sayısı birden fazla olursa ikinci bir soru daha sorarsınız: -Aşağıdakilerden hangisi kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır? Gavur ülkelerinde işler tıkır tıkır yürüyorsa bu soruların cevaplarını bilen memurlar sayesindedir. .... Üniversite devletin olduğu zaman merkezi imtihanı kaldırırsan işin içine rüşvet girer, torpil girer. Rüşveti, torpili önlemek için merkezi imtihan yaparsan doktorluğa heveslenenler tekstil mühendisi, tekstil mühendisi olmak isteyenler de otelci olur. İşi özel sektöre bırakırsanız, piyasalar dengeyi kurar, israf önlenir, okuyanlar da adam gibi meslek sahibi olur. İktisat fakültesi diploması ile doğduğu kasabada arzuhalcilik yapmaz. (*) ...... * İki gün önce bir tv programında iktisat fakültesi mezunu vatandaşımızın arzuhalciliğe nasıl başladığının hikayesi vardı.

