Ulaş Bıçakçı'nın bir papatya hikâyesi var: "Çalışan annenin, başka kimsesi olmadığı için işe gittiğinde küçük çocukları evde yalnız kalıyorlarmış. Anne, bakıcı tutamadığı için çocuklarını, kendisi yokken hiç bir yanlışlık yapmayacak şekilde eğitmeye karar vermiş. Evde olabilecek her şeyi tasarlamış ve çocuklara tek tek tembih etmiş. Muslukları sakın açık bırakmayın, emin olmadıkça kapıyı açmayın, etrafı dağıtmayın, gürültü yapmayın falan. Ancak çocuklar her seferinde yanlış bir şeyler yaparlarmış. Anne inatla o yanlışı da listesine ekler mutlaka başaracağına inanarak tembihlerini yenilermiş. Bir kez, eve geldiğinde her tarafı kontrol etmiş ve her şeyin yerli yerinde olduğunu görerek sevinmiş. Salona dönüp çocuklarına, 'Aferin yavrularım' diyecekken vazodaki papatyaların başlarının olmadığını görmüş. Şaşkınlıkla ne olduğunu anlamaya çalışırken çocukların bakışlarından durumu anlamış: Hay Allah, 'Papatyaların başlarını yemeyin' demeyi unutmuşum. Bir türlü olmuyor işte..."
Hayatı simüle edip her hâli kapsayacak kural koymak mümkün mü?
...
17 Aralık'taki operasyonun nesine itiraz ettik? Savcı başsavcıya haber vermeden, belli adresleri bastı. Bu baskından adli kolluk hizmeti verenlerin müdürlerinin ve emniyet müdürünün olmadı.
Niye haber vermediniz sorusuna ne dediler? Efendim onlar operasyonumuzu engelleyebilirlerdi. Bu dolaylı olarak ne anlama geliyordu? Burada dürüst olan bir tek biz varız. Başsavcı, vali, müdür işbirlikçi.
Bunun üzerine hükümet adli kolluğun göreve giderken amirlerine haber verme şartını koydu, idare mahkemesi iptal etti.
Oysa bu memlekette 30 yıldır kolluk hizmeti verenlerin yaptığı her işten amirlerinin haberi olurdu. Amirden gizleme ihtiyacı duyulmazdı. Bugün ne oldu da aşağıdaki memurlar yaptığı işi yukarıdan gizleme ihtiyacı duydu? Ne oldu da savcı başsavcıdan gizledi?
Poliste farklı gruplar var. Normal hiyerarşik düzenin dışında ortak amaçlar için ortak hareket eden gruplar. Amirin, müdürün, valinin haberinin olmamasının sebebi bu.
İkinci sebep soruşturmayı fiilen polis yürütüyor, belli bir aşamaya gelince işin usul kısmını tamamlamak için savcıya götürüyor. Savcı ve adli kolluk rolü sonraki aşama.
Hükümet çözüm olarak ne düşünüyor? Adli kolluğu emniyet müdürüne ya da valiye bağlamayı. Poliste paralel yapılanma olmasa böyle bir kurala ihtiyaç duyulur muydu?
Hayat biraz da eko sisteme benzer. Yılanları öldürürsen fareler ortalığı istila eder. Fareleri öldürürsen başka arızalar çıkar.
Günübirlik kural olmaz. Günü kurtarmak için kural olmaz. Paralel dediğiniz yapı tasfiye edilirse zorlama kurala ihtiyaç kalmaz.
Hem ters çevirince nasıl görünüyor. İktidarda CHP-MHP koalisyonu olduğu zaman, iyi ki bu kuralı koymuşuz, diyebiliyorsanız sağlıklıdır.
İhbarda imza şartı aranacak olması güzel bir kural. Hangi hallerde imza şartının aranacağı belirtilmezse suistimal edilir. Uçakta bomba var ihbarı yapan adamın TC kimlik numarasını mı soracağız, derler. Aksattıkları görevlerde bu şartı gerekçe gösterirler.
Telefon dinleme iznini 40 kapıya da bağlasanız izinsiz dinleme, suistimal, şantaj, sızdırma olur. Çare "telefon kayıtları delil olmaz" kuralını koymaktır.
Bu kural istihbari dinlemeye, engel değil.
Küçük şehir ve kasabalarda polis vaziyete telefon dinleme üzerinden hakim oluyor. Şehre gireni, çıkanı, alanı çalanı tanıyor. Bu izinli dinleme değil.
Sonra uydurulmuş ihbar mektupları devreye sokularak müdahale ediliyor.
Herkesi sahtekârlıktan kurtarmak lazım.

