Mart 989'da da yerel seçim yapılmıştı.
Özal iktidardı. O seçimde Özal'ın oyları yüzde 21'e düşmüştü. ANAP sonra bir daha dikiş tutmadı. Özal Çankaya'ya çıktı. 91 seçimlerinden sonra DYP ile SHP koalisyonu hükümet oldu.
İlk icraatları yolsuzluk soruşturmalarıydı. Hatta yolsuzluklardan sorumlu bir devlet bakanı da vardı.
Siz bakıp araştırmaya üşenirsiniz.. Ertuğrul abinize mi sorsanız ne yapsanız.. O soruşturmalardan bir tek sonuç çıkaramadılar.
Yolsuzluk, yolsuzluk diyerek yeri göğü inletmişlerdi ama 991'den sonraki Demirel hükümeti hiçbir yolsuzluk bulamadı.
Millet de sormadı.
Özal vefat etti, Demirel Köşk'e çıktı.
Millet Özal'ın ardından gözyaşı döküp dövündü.
989 seçimleri yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Yeni dönem 2002'ye kadar devam etti.
Koalisyon, 94 krizi, 28 Şubat, 2001 krizi.. Sabah akşam hükümet pazarlıkları.. Tam 12 yıl heba oldu.
Şimdi aynı hesapları 30 Mart seçimleri için yapıyorlar. Ana tema yolsuzluk. Yolsuzluktan hesap sorulması lazımmış ama engel olunuyormuş.
Seçimden sonuç alma ümidleri azaldı.. Yeni slogan şu: Oy patlaması yapsalar bile ayakta kalamazlar.
Niye? Meşruiyetleri kaybetmişler.
Niye kaybetmişler? Yargı görevini yapamadığı için.
Tercümesi: Bizimle iyi geçinmeyen, bir dediğimizi iki eden meşruiyetini kaybeder.
Siz kimsiniz, sorusuna bunların bir cevabı olmuş muydu, ben hatırlamıyorum.
Suç olmasa bizim savcılarımızı, bizim polislerimizi görevlerine iade edin, bizim HSYK'mıza dokunmayın, size bir müddet daha nefes alma hakkı verelim diyecekler.
Size ne polisteki tayinden, HSYK'daki düzenlemeden? Hangi sıfatla ve hakla müdahilsiniz?
....
Bu seçim meçim değil.. Savaş. Kimin için savaştıklarını o cephedekilerin yüzde kaçı biliyordur?
Her işte aksi ihtimal hesabı yapılır. Kazanacaklarından bu kadar eminler, olabilir. Kaybetmeleri halinde neler olabileceğini de ara sıra gözden geçiriyorlar mıdır?
Vitrinde görünenlerin hiçbiri bir daha gazetecilik televizyonculuk yapamaz.. Çıkmaya utanırlar... Artık dernek, vakıf, yardım, eğitim, işiyle uğraşamazlar.
Kimseye dert anlatamazlar.
Büyük çaplı ticaret yapamazlar.
Böyle bir risk var. Tahmin değil teknik hesap. Ama paralelciler biz her hâlükârda kazanacağız diyorlar ve inanıyorlarsa o başka.. O zaman öbür cephedekiler derdine yansın.
Millet de kına yaksın. Rahatlık batınca sıkıntılı dönemler geçirmek iyidir.
Paralelcilerin seçmeni yok ki kazanmaları halinde kına yaksınlar. Onlar başkasının kesesinden geçiniyor.

