Kaydet
a- | +A

Bu kavga kesinlikle cemaat hükümet kavgası değil.

Uluslararası bir kavga. 

Türkiye'de iki kanat var. Dışarıyla bağlantılı olarak bu kanatların rekabeti bize cemaat hükümet kavgası, ekonomik kriz, siyasi istikrarsızlık olarak yansıyor.

Ben çok çok çok basit olarak şöyle anlıyorum:

Muhtemel sonuçlara Başbakan açısından bakarak ihtimalleri sıralarsak;

1- Abdullah Gül cumhurbaşkanı Erdoğan başbakan.. (Kavga ertelenmiş, nihai karar sonraki döneme bırakılmış)

2- Erdoğan cumhurbaşkanı Gül Başbakan (Anlaşmalı mağlubiyet)

3- Erdoğan partili cumhurbaşkanı (kesin galibiyet, yola devam)

4-Gül başbakan.. Erdoğan emekli (Kesin mağlubiyet ve rota değişikliği)

Erdoğan bugün partiyi devredeceğini söylesin ne kavga kalır, ne yolsuzluk, ne istikrarsızlık.. Ortalık günlük güneşlik olur. 

Ukrayna'nın arkasında Putin var. Rota değiştirmeleri kolay değil. Başbakan da müttefikleri ile istişare ederek adım atsaydı bu badire hem daha az hasarla hem de sıkıntısız atlatılırdı.

....

14 ay önceki notlara bakınca o gitti bu geldi ya da gelirsenin ne anlama geldiğini daha kolay anlarız (27 kasım 2012)

Ekonomi denilen şey neydi?

Borsa endeksleri, faiz ya da dövizden ibaret sandıktı  uzun yıllar.

Bu üçleme üzerinde ahkam kesen tipler de ekonomist oluyordu kestirmeden.

İllüzyon gibi bir şeydi.

Her ekonominin siyasetle iç içe olduğu genel bir kaidedir.

Ama bu ilişkinin türü ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor.

ABD ekonomisinin, milli siyaseti ile kesişme noktasında ortaya çıkan tablo, bizdeki siyaset ve ekonominin iç içe girdiğinde verdiği poza hiç ama hiç uymuyor.

Ülke nüfusunun kalitesi, coğrafyasının sunduğu tabii kaynaklar yahut memleketin konumu gibi değerler ekonomisini şekillendiriyor.

Yoksa borsadır, faizdir, dövizdir, şekerdir, lokumdur gibi havagazı işler değil.

Önemli bir isimle konuştum, notlar çıkardım:

Türkiye'nin üç büyük problemi  var;

- Ciddi enerji bağımlılığı (%76'sı ithalatla karşılanıyor)

- Kronik cari açık (aylık 5-6 milyar dolar seviyesinde)

- Kürt meselesi.

Bu üç problem, ekonomi büyüdüğünde aynı hızla büyüyor.

Türkiye paradoksu diyorlarmış "problemlerin asıl yapıyla beraber büyümesine" 

Neticede ekonomiyi büyütüp daha fazla gelir elde ediyorsunuz ama bu geliri aynı hızda büyüyen üç derdin finansmanında kullanıyorsunuz.

Çoğu vakit de yetmiyor para.

İnceden zamlar yağıyor mesela!

Neden en yüksek vergiler bizde?

Bu problemlerin çözümü ise radikal projelere ve büyük cesaret gerektiren hamlelere dayanıyor. 

Merhum Özal üç problemi bir arada çözmek için; Genelkurmaya Kerkük-Musul hattına müdahale emrini vermişti.

Bu hamle, gerçekçi bir Kürt politikasının oluşması,

Cari açığın ilelebet kapanması,

Ülkenin enerji ihtiyacının en düşük maliyetle karşılanması demekti.

Paşa istifayı bastı orduevine gitti.

Özal'ın ömrü de vefa etmedi toprağa verildi.

...

(28 Kasım 2012)

"Hükümetin ustalık manifestosu, Türkiye'nin üç köklü derdini (Kürt meselesi, kronik cari açık, enerji bağımlılığı) çözmek iddiası üzerinde yükseldi.

Büyük risk alarak önemli olaylara omuz vermek ve açıkça tarafı olmak gerekiyordu.

Özal'ın o gün yapamadığı hamleyi bu hükümet şimdi deniyor.

Yakında Kürtlerle omuz omuza verirsek şaşırmayın."

...

Rota değişikliği bu iddiadan vazgeçmek anlamına da geliyor. 

Tek tesellimiz bizi bize bırakmayacak bizi bizden çok dert edecek müttefiklerimizin olması.

ÖNE ÇIKANLAR