Esfender Korkmaz Hoca diyor ki, "Savunma harcamaları, cari harcamaların yüzde 80''ine tekabül ediyor." Son on yılda ufak tefek kaymalarla 100 liralık bütçenin dağılımı hep şöyle oldu: 25 lira cari harcamalara, 4-5 lira yatırıma, 70 lira transfer harcamalarına gitti. Transfer harcamalarının ağırlığını borç faizi ve anapara ödemesi oluşturuyor. Esfender Hoca, doktora ve yüksek lisans öğrencilerine savunma harcamalarının analizini yapma görevi vermiş, hiçbiri yapamamış. Rakamların detayı yok, "şu kadar ayrıldı" deniyor altına inilemiyor. Savunmaya ayrılan pay Savunma Bakanlığının bütçesinden ibaret değil. ...... Bütçeyi yürütme hazırlar, yasama onaylar, yürütme harcar, yasama denetler. Yasama adına denetimi yapan Sayıştay, 16 milyar doların bütçe ile ilişkisi kurulamamıştır, diyor. (sayistay.gov.tr) Son on yıldaki kayıtdışı işlemler ise 100 milyar doların üstünde. Mecliste bütçe görüşmeleri çok hararetli geçer de, iki sene öncesinin kesin hesapları görüşülürken pek patırtı gürültü çıkmaz. Ne kadar ödenek ayrılacağı tartışılıyor, bunun ne kadarının gerçekleştiği, ne işe yaradığı, kimin yarasına merhem olduğu pek tartışılmıyor. Hep denir ki, "Efendim vergilerimiz nereye gidiyor bilelim." Bunu bilmenin yolu nedir? Bütçe kalemlerine bakarak işin içinden çıkamazsınız. Sayıştay çıkamamış siz nasıl çıkacaksınız? İşte TOBB Başkanının yaptırdığı hesaplar: Köy Hizmetlerine ayrılan para 1 milyar dolar. Köylere giden hizmet 100 milyon dolar. Aradaki 900 milyon dolar köylere hizmet götüren organizasyona sarfediliyor. Bu oralarda usulsüzlük yapıldığı anlamına gelmez.
Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz: Yılda 900 lira yiyen bir kuruluş 100 liralık iş yapmış. Bu çarpıklık kimin denetim sahasına giriyor?
İYİ DE NASIL OLACAK? Üç sene oldu. Rahmi Koç, "Bizim de Hıristiyanlar gibi bütün Müslümanları temsil edecek bir dini liderimiz yoktur. Dışarıda bunun eksikliğini çekiyoruz" demişti. -Yani keşke halifelik kalsaydı mı demek istiyorsunuz, diyenlere açıklamıştı: -Aman, aman, demişti; böyle ifadeler yanlış anlaşılabilir. Ben kalsaydı demiyorum. Gelsin de demiyorum. Söylemek istediğim şu: Bizde böyle uluslararası toplantılara sayın Diyanet İşleri Başkanı gitse sadece Türkiye''deki Müslümanları temsil etmiş oluyor. Bir başka ülkedeki önder gitse sadece orayı temsil ediyor. Hepsini temsil edecek bir dini patron olsa iyi olur.
Bu işin nasıl olabileceği hiç tartışılmadı.

