Kaydet
a- | +A

Acaba Türkiye'de okuldan kaytarmak için, işe gitmemek için, tayini ertelemek o arada bir yolunu bulmak için rapor almayan insan var mıdır?

Bu ne demek? Ben hasta değilim ama sen bana hastaymışım gibi rapor yaz, demek.

Başka ne demek? Çift taraflı sahtekârlık, demek. Raporu veren de sahtekârlık yapmış oluyor alan da.

Daha garibi kamuoyu bunu sahtekârlık olarak algılamıyor. Sanki günlük hayatta lazım olunca herkesin hesabını denkleştirmek için kullanabileceği bir joker gibi görüyor.

Her tarafı bilmiyoruz. Bildiğimiz yerlerde örneği yok. Bilen varsa desin ki, bu uygulamanın, "rapor sahtekârlığı"nın bir benzeri şu ülkede var.

....

Adalet Bakanı raporlu üyelere telefon açıp, geçmiş olsun dese ayıplayan olur mu?

Ne cevap verirler?

-Sayın Bakan, üstünüze afiyet hasta olduk.

-Allah Allah.. Nasıl oldu da hep birlikte hasta oldunuz?

Bir HSYK üyesi neden böyle bir sahtekârlığa ihtiyaç duyar?

(Tayin edilen savcılar da toplu rapor almıştı.)

....

Eskiden demokratik laik hukuk devleti şablonundan tiksiniyordum. Şimdi bağımsız yargı, hukukun üstünlüğü, yargının şeyi meyi dedi mi rahatsız oluyorum.

Yargı ne? Bir savcının ilçe başkanını dinlemek için telefonunun IMEI numarasını yedi ayrı kişinin üzerine kaydedip farklı kişileri dinliyor gibi yapması mı?

Bir savcı böyle bir sahtekârlığa niye ihtiyaç duyar?

Bu sahtekârlığı yapan adam hangi hizmetinin karşılığında terfi ettirilir?

Bu haberi duyan kurum, kurul, yüksek yargı, TBB niye seferber olmaz? Niye sarsılmaz? Bu olaylar onlar için çok mu sıradan?

Bu işlerin de mi bizdeni sizdeni var? Onama/bozma kararlarına şüpheyle bakılıyor.

Son bir ay içinde 7 mağduriyet hikâyesi derledim. Hepsinin içinde polis var, yargı var, medya var.

Hepsinden herkes haberdar oldu. AYM üyeleri, diğer yüksek yargı mensupları, barolar, TBB, partiler.. hiçbirinden ne bir açıklama duyuldu, ne ilgilendiklerine dair bir işaret.

Bunlar mafya mağduru değil. Terör örgütü mağduru değil. Bunlar uydurulmuş suçlarla polis, yargı, temyiz, hapishane arasında gidip gelen mağdurlar.

Kamu görevlisi olup uydurma raporlarla, suç isnadıyla diskalifiye edilen kamu görevlileri.

Mağduriyet hikâyeleri neden özellikle yok sayılıyor

....

HSYK üyeleri raporluymuş.

Bir tarafında yargı mensuplarının olduğu bu mağduriyetler kimin sahasına giriyor.

Çete üyesi gibi çalışan polisler, iş birliği yaptığı insanlar.. Bunlar eninde sonunda yapanların önüne konulmayacak mı?

Türkiye hep seçim atmosferinde mi yaşayacak.. Bugünlerin yarını yok mu?

Yoksa 30 Mart'ın sizin için kurtuluş günü olacağına dair size teminat mı verdiler?

ÖNE ÇIKANLAR