Her sene aynı şey olur. Vergi rekortmenleri listesi açıklanır. Sonra yorumlar yapılır.. Vatandaş o sıralamanın hangi kriterlere göre yapıldığına kafa yormaz. Büyük bir holding patronu vere vere 10 milyon YTL mi verdi, denir. Sonra esnafların vergisi gündeme gelir.. Avukatlarla, dişçilerle işçiler mukayese edilir. ... Büyük bir şirketin hissedarı, vergi rekortmenleri listesine şahsi geliri ile girer, şirketinin ödediği vergilerle değil. Mesela Rahmi Koç Ankara''da vergi rekortmeni.. Şirketi parayı kazanmış, vergisini vermiş, net kârın belli bir kısmının hissedarlara dağıtılmasına karar verilmiş. Bu kâr payını alan hissedar da ayrıca vergi vererek listeye girmiş. Aynı paradan iki defa vergi verilmiş. Erman Toroğlu da aynı listede 91. Ticaret yaparak bu parayı kazanmamış. Ücretli ya da sözleşmeli olarak çalıştığı kurumdan aldığı parayla bu sıralamaya girmiş. Ama ona bu parayı ödeyen kurum, ilk örnekten farklı olarak ödemeyi net kârdan yapmamış, vergi öncesi gelirden ödemiş, gider hanesine yazmış. İlkinden ilk etapta iki defa vergi alınmış oluyor, ikincisinden bir defa. Bu adaletsizlikle sistem bunu dert etmiyor. Sistem, çalışanın kağıt üzerinde ödediği vergiyi aslında işverenin ödediğini bildiği halde buna da bir çözüm aramıyor. Şimdilik işine gelmiyor. .... Bizdeki vergi mevzuatı birebir küçük ve orta ölçekli işletmelerde uygulansa, ertesi sene işletmelerin yüzde 90''ı kapanır. Yolu yoktur kapanır. Kapanmayanlar da bu işi bırakıp gider. Bu bilindiği için birçok şeye göz yumulur, müsamaha gösterilir, zımni olarak ne yapıyorsanız yapın ama fazla da suyunu çıkarmayın, tadında bırakın denilir. Zaten vergi gelirlerinin yüzde 70''i dolaylıdır. Bütün bu düzenekler, teferruatlar,kontroller, sistemler, daireler, elemanlar, denetçiler yüzde 30''luk gelir içindir. Yine ben kendimi bildim bileli hep bir vergi reaformundan sözedilir.. Dönülüp dolaşılıp aynı yere gelinir. Yapılmaz.. Yahut yapılamaz.
Niye yapılamaz bilmiyorum. Sadeleştirmekten niye korkulur bilmiyorum. Bu iş çok sade hale getirilse yüzbinlerce mükellefin defter tutmasına bile gerek kalmaz. Herkes kendi hesabını kendisi tutar. Bir tarafa kasana girenleri yaz, denir. Öbür tarafa çıkanları.. Sene sonunda bak, elinde ne kalmış.. Senden elinde kalanın yüzde 10''unu istiyorum denilir. Mükellefin yüzde 90''ı kalem oyununa tevessül etmez. Edenle uğraşıldığı zaman kamu vicdanı destekler. Şimdi biraz sıkınca haklı haksız herkes mağdur ediliyor. Biraz gevşetince yüzsüzler ve uyanıklar avantajlı oluyor. ... Diğer kalemleri görmezden gelip yok sayıp sadece vergide adelet..kolay değil gibi görünüyor. Olacaksa hepsi birlikte olacak, vakti saati beklenecek.

