Boşlukta kalmak..
ODTÜ'de kamu yönetimi okumuş..
Galler Üniversitesinde bankacılık üzerine yüksek lisans yapmış.
Bir bankada, Avantage Card ve Turkcell'de çalışmış önemli pozisyonlara gelmiş..sonra herşeyi bırakıp gidip Uganda'ya yerleşmiş.
Önce bir turizm firmasında çalışmış, şimdi ise bir export firmasında çalışıyor. Birleşmiş Milletler gibi de bir işyeri var: İzlandalı, Rus, İngiliz, İrlandalı, Güney Afrika Cumhuriyeti, Ugandalı, ne ararsanız var diyor.
....
"Burada hayat çok yavaş... Alışmam çok zaman aldı, ilk 8 ay yine geceli gündüzlü çalıştım. Sonra baktım ki herkesin günü 24 saat ama benim zamanım kalmıyor.
İş için görüşmem gereken bir Ugandalı bana bir gün kolumdaki afili saate bakıp dedi ki 'saatin çok güzelmiş, ama Muzunguların - beyaz adam demek - saati, Afrikalıların vakti var.' Öyle bi dank etti ki kafama.
Avrupa düzenimi Afrika'ya taşıyacaktıysam ne diye geldim ben buralara dedim kendi kendime..."
...
Fikir Atölyesi'nin 20 soruluk mülakatlarında, "Yaptığı işte mutlu ve aynı zamanda başarılı olan birisini tanıyor musun?" sorusunu şöyle cevaplandırmış:
"Başarılı bir sürü kişiyi tanıdım da, özlemini çektikleri bir şeyin eksikliği hep var gibi üzerlerinde. Hep başka hayaller, hep 'emekli olunca....' diye başlayan planlar... O insanların mutluluğundan şüphe ettiriyor insana."
"Ulaşamadığın biri ile tanışıp sohbet etme imkanın olsaydı bu kim olurdu? Ondan neler öğrenmek isterdin?" sorusuna ise "Osmanlı padişahlarından Cem Sultan'la, 4.Murat'la, Fatih Sultan Mehmet'le tanışmak isterdim. Osmanlı tarihi ve Osmanlı ile ilgili kitapları beni büyülüyor.
Ya da Osmanlı'nın Osmanlı olduğu zamanlarda, bir meydan muharebesinde Mehter Takımı yeri göğü inletmeye başladığında karşıdaki ordudaki bir askerin yerinde olup bir an, o hissin neye benzediğini bilmek isterdim." cevabını vermiş.
...
"Burası o kadar markasız bir yer ki sadece GSM operatörleri reklam yapıyor diyebilirim. Kafamı yoran, gözüme takılan, şunu mu alsam bunu mu alsam kaygısı doğuran hiç bir şey yok. Her şey 'no name'. Çok da memnunum bu durumdan. Herkesin alımı her seçenege açık, marka saplantısı veya tutkusu yok."
......................
İNSANLIK ÖLMEDİ
Türkiye'de 10 milyon emekli var.
Öğrenci sayısı da yaklaşık 25 milyon.
On milyon emeklinin eşlerini de hesaba kattığınız zaman sayı 45 milyona ulaşıyor.
İşleri çekip çevirecek insanları 30 milyonun içinden seçeceksiniz. Ev kadınlarını da hesaptan düştüğünüz zaman geriye ne kalıyor?
...
Seçmen profiline baktığınız zaman çoğunun işi gücü yok, üretime bir katkısı yok, sırtında yumurta küfesi yok, "ben de insanım benim de haklarım var"ın özeti: Neredeyse yüzde 70'i hazine denilen havuza bir bardak su doldurmuş, 10 bardak boşaltmış.
Boşaltmak zorunda. O da insan, onun da ihtiyaçları var, demokrasi var, eşitlik de olacak. Özgürlük de olacak..
O çarkı çevirenlerle, o yükün altına girenlerle irade anlamında eşit hak talebine nasıl bir kılıf buluyoruz.

