Kaydet
a- | +A

Zaman zaman bizde sıkıntı olan, çare aranan işlere çözüm bulmuş bir ülke varsa onları not ediyorum. Notlarım arasında beni en şaşırtanı savcılara da tıpkı sürücüler gibi ceza puanı uygulamasına benzer bir uygulama yapılmasıydı. Bizde savcılar çoğu zaman bol keseden iddiada bulunur, iddianamede talep edilen ceza ile mahkemenin kararı arasında uçurum olur. Adamlar bunu çözmüş. Mantık basit: Savcının talep ettiği ile mahkemenin verdiği arasındaki fark, savcının siciline işleniyor. Belli bir puanı dolduran bir daha savcılık yapamıyor. Savcı filanca için filan maddeden 25 yıl talep etmiş. Mahkeme 8 yıl demiş.

Aradaki fark ne? 17 yıl..Uçurum. Bu siciline işleniyor. Tersi de olabilir..Savcı beraat talep etmiş, mahkeme üç yıl vermiş.. Kötü bir uygulama mı? Veya bizde de benzeri olsa sakıncası ne olur? .. Son yıllarda sıkça dile getirildiği halde daha önemli işlerimiz olduğu için bir adım atılamadı. İddia makamı ile savunmanın aynı yerde durması aynı şartlara sahip olması..Bizde savcılar hakimin yanında oturur, avukatlardan farklı bir statüsü vardır. HSYK ve Anayasa Mahkemesi''nin üye sayısı, üyelerinin seçilme usulleri bugün yarın gözden geçirilecek. Muhtemelen önemli bir kısmının Meclis tarafından seçilmesi için bir düzenleme yapılacak. Bu bir paket ise detay gibi görülen bu değişiklikler de ilave edilebilir. .... Yine bir ülke emlak vergisine esas olan değerleri vatandaşının beyanına bırakmış. Demiş ki, "Ey vatandaşım..Vergi verirken mülkünü istediğin değerden gösterebilirsin. Serbestsin. Ama ben gerekli görürsem senin beyan ettiğin değerin iki katını vererek mülkünü alabilirim." Bu ne getiriyor? Bizdeki gibi üç beş yılda bir toplanan komisyon sokak sokak..Cadde cadde değer tespiti ile uğraşmıyor. Vatandaş düşünüyor: Benim evim 150.000 TL. 75.000 göstersem sakatlık çıkar..Piyasa fiyatından elimden alabilirler..Ama 100.000 TL beyan edersem almak isterlerse 200 vermeleri gerekir ki, o da işime gelir. Suistimal riski var mı, var..Belediye değerini tam beyan ettiği halde tutup birisinin mülkünü iki katını ödeyerek elinden alabilir. Bunun emsali var, konu komşusu var. Bir kasıt olduğuna mahkeme karar verirse, bu tarz suistimalin müeyyidesi ağır olursa kimse tevessül edemez. Yavaş yavaş her konuda beyanı esas alma işine de ağırlık vermek lazım. Beyanı doğru kabul edip, yanlış beyanda bulunana müeyyide uygulamanın yolunu açmak lazım.

Bizde beyan yeterli görülmüyor. İspat yükümlülüğü beyanda bulunana yükleniyor. İspat dediğiniz de ne? İmzalı mühürlü evraklar.. Halbuki en büyük sahtekârlık imzalı mühürlü kağıtlarla yapılır.

ÖNE ÇIKANLAR