Büyükşehirde oturan seçmen; Büyükşehir belediye başkanı için oy kullanacak.. İl genel meclisi için kullanacak, Belediye meclisi için kullanacak, Oturduğu ilçenin belediye başkanı için kullanacak.. Ayrıca muhtarını seçecek. ... Dolayısıyla seçmen için ya kırk katır ya kırk satır gibi bir seçenek yok. Yani il genel meclisi için , büyükşehir belediye başkanı için başka hesaplarla oy kullanabilir. Ama ilçesinde, beldesinde canının istediği adaya oy verebilir.
Arzu ederse belediye meclisi için başka partiye, belediye başkanı için bir başka partiye oy verebilir. Bu ne getirir? Bu küçük yerlerde aday olduktan sonra, "nasıl olsa artık benim seçilmem garanti..kimseye eyvallahım yok" şımarıklığını ortadan kaldırır. .... Herkes fırsat buldukça seçmenin sağduyusunu pohpohlar..Seçim sonuçlarında ince hikmetler aranır. "Efendim, seçmen demek istedi ki" ile başlanır, uzun bir liste yapılır. Farz edin ki, A partisi il genel meclisi için kullanılan oyların yüzde 45''ini almış. Aynı partinin büyükşehir adayı ise yüzde 39''la seçilmiş. İlçe başkan adayı ise yüzde 27 oyla kaybetmiş. Bu manidar bir sonuç olur. Ama A ya da B partisine aynı bölgede il genel meclisi, belediye meclisi, büyükşehir belediye başkanı, ilçe belediye başkanı için verilen oylar birbirine yakın olursa bunun da başka bir anlamı olur. O zaman adayın kim olduğunun önemli olmadığı anlaşılır. ... Adalet Bakanı, yerel yöneticilerle merkezî hükümet aynı partiden olmazsa işlerde aksama olacağını, bunun bir Türkiye gerçeği olduğunu söyledi. İller için, doğudaki bir ilçe için bu doğru bir tespit. Ama İstanbul''un bir beldesinde, bir ilçesinde böyle bir sıkıntı yaşanmaz. Aksine çapraz denetim için faydalı bile olur. Denetim faydası olmasa mukayese etme imkanı doğar.

