Türkiye, 66 milyonluk büyük bir ülke. Hep öyle derler ya.. Bu büyük ülkedeki
66 milyon insanın büyük bir kısmı size göre eşitlik deyince ne anlıyor?
Adaletten ne anlıyor?
Hakkaniyetten ne anlıyor?
Bunu öğrenmek çok zor değil.. Hesaptan, kitaptan, vergiden, kalkınmadan, refahtan, bunların nasıl olacağından, başkalarının nasıl yaptığından
anlayan insan sayısı beş milyon.
Memleket bu beş milyon insanın sırtında yürüyor.
Politikacının, devlet adamının böyle bir laf
etmesi cinayet.. Ekmek kapısına sırt çevirmek gibi bir şey.
Gariplik bundan sonra başlıyor. Bu beş milyonluk dilimde rey hakkı olan insan sayısı 1.5 milyon.
Memleketi idare edenleri seçebilecek durumda değiller.
Eğer işbaşına geçmek istiyorsanız,
memleketi sırtlayanlara değil, hazırdan yiyenlere yalakalık yapacaksınız.
Onlara yalakalık yapmanın yolu: Vermek, vermek, vermek..
Vermenin 40 türlü yolu var, ama kaynak tek.
5 milyondan toplayıp 61 milyona dağıtacaksınız.
61 milyon için eşitliğin yolu
herkese aynı maaşı vermektir.
Herkesin çocuğunu üniversitede okutmaktır.
Hatta mümkünse her öğrenciye aynı notu vermek de adalettir.
Yine mümkünse herkese araba dağıtmak,
Herkesi en iyi yerlerde oturtmak,
Herkesi devlet memuru yapmak,
Devlet memurluğu kadrosu dolu ise herkesi iyi iş yerlerine yerleştirip ömürboyu işte kalma garantisini
vermek.. Yine eşitlik adına mümkünse onları da zenginler gibi yaşatmak.. Hizmetçisi olmayana hizmetçi bulmak (Garipliğe bakın, hizmetçi de zenginler gibi yaşamak isterse
ne olacak: Devlet büyüktür, onun da bir yolunu bulur).. Yine herkesi bedava en iyi hastanelerde tedavi ettirmek.. Yine herkese iyi bir emekli maaşı bağlamak..
61 milyon için eşitlik, adalet, iyi devlet, iyi ülke olmanın yolu bu.
Çalışmak mı?
Devlet iş verdi de çalışmadılar mı?
Okumak mı?
Devlet okuttu da okumadılar mı?
Başarmak mı?
Eeee, adam gibi okutsalar herkesin çocuğu başarılı olur.. Okutamıyorsa.. Çocuklarını başarılı
yapamıyorlarsa suç devletindir.
Yine bu 61 milyon insan için devlet demek meclisteki 550 parlamenterdir.
Onlara göre iyi bir parlamenter asgari ücret almalı, hep güzel kanunlar için parmak kaldırmalı.
Güzel kanun ne demektir:
Yüksek taban fiyat, bedava hastane, bedava okul, bedava yazlık, bol maaş demektir.
Nereden geleceğinin ne önemi var.. Politikacılar istese kanun çıkarır, herkese dağıtılmasını sağlarlar. Oysa onlar kötü adam.. Memurdan emekliden kesip üç beş kişiye peşkeş çekiyorlar.
Yine bu 61 milyon insana göre adil gelir dağılımını sağlamanın kestirme yolu da var:
Herkesin kazancını merkezde toplar, herkese eşit şekilde dağıtırsın.
....
50 yıl boyunca devleti herkesin anası, babası, dayısı, amcası, hamisi, kutsal büyük güç, ol derse olur, öl derse ölür gibi takdim ederseniz olacağı budur.
Medya da yalakalık yapmaya mecbur olur, politikacı da.
İnsanlar doğruları eğrileri konuşmaya korkar.
Yaranmak için ya taban fiyata asılırlar ya da istihdama..
...
Bırakın özel sektördeki adam bile ne kazandırdığına bakmadan sadece maaş istiyor.
Çok maaş veren yer varsa git, gitmem.
Buna razı ol, olmam.
Ne istiyorsun kardeşim? Başkaları gibi çok maaş..
Git, boyunu ölçtür gel.. Ölçtürmem.
Ama aynı adam ev alırken, kiralarken, oto alırken en ucuzunu, en kalitelisini, en iyi hizmet verenini, güleryüz gösterenini arıyor. Hizmetini satarken alana bu hakkı tanımıyor.
61 milyonu değilse bile seçmenlerin (35 milyonun) en az yüzde 51''ini bu anlamda eğitmedikçe.. Eşitliği, kârı, zararı, almayı, satmayı, kazanmayı, haketmeyi, kalkınmayı öğretmedikçe burnumuz temiz kokuya hasret kalır.

