Kaydet
a- | +A

Bu cennet vatanda epey zamandır sert konuşmak moda oldu: Yargıtay Başkanı sert konuştu. Genel Kurmay sert açıklama yaptı. Danıştay Başkanı acı konuştu. Hakkını yemeyelim birtek başbakanımız çok yumuşak konuşuyor.

Kamran İnan da konuşmaktan yorulmuş , toplanıp çığlık atalım, diyor.

İşin garip tarafı sert konuşmakla yol alınmıyor. Sert konuşmalardan sonra birileri bir şey yapsa rahatlayacağız.."Oh be, yine sert konuşma geldi, şu işlerimiz düzene girer" diyeceğiz. Sert konuşmaları dinlemekten başka bir menfaatimiz yoktur. Kamran İnan geçen sene de dökümünü vermişti: *550 milletvekilinin olduğu mecliste 6000 kişi görev yapıyor. Meclisteki hademenin maaşı diğer kurumlardaki genel müdür maaşından fazla.

*Gelişmiş ülkelerde dahi Türkiye''deki kadar makam otomobili yok. (Alman Ulaştırma Bakanı evini taşırken bakanlık vasıtasını kullandığı için evine birgün sonra borcunu bildiren fatura gelmiş. Bu cennet vatanımızda bürokrat çocukları lüks makam otoları ile okula gidiyormuş.) Bizim ülkemizdeki lojman sayısı okul sayısından fazlaymış. Hariciyenin işe yarar personeli dışında kadrolu, maaşlı, dilbilmez 3000 yüce Türk vatandaşımız turist gibi yiyip içip yurt dışında dolaşıyormuş.

Sert konuşma metinlerinde bu dertlere yer vereni duydunuz mu? Makam otosu deyip geçmeyin.. 500 milyon maaş alan bürokrata makam otosu tahsis ettiğiniz zaman yatıyla, benziniyle, amortismanıyla, şoförüyle ayda bir milyar liradan fazla para harcıyorsunuz demektir.

Memura iyilik olsun diye tahsis ettiğiniz lojmanın maliyeti maaşının iki katına yakın bir masraf demektir. Lojman yerine kira yardımı, makam otosu yerine ulaşım yardımı yapılması, hem de bol keseden yapılması maliyeti dörtte bire düşürüyor. Mahkemeleri konuşan yok, enerji sıkıntısını konuşan yok. Ombudsman Babamız Süleyman Demirel dahi ancak emekli olduktan sonra "Altı yılda karara bağlanamayan davayla adalet sağlanır mı?" diyor. Geçen sene söyleseydi.

Ondan önceki sene söyleseydi. Başbakan olduğu zaman söyleseydi. O zaman "Buyurun düzeltin" derlerdi. Şimdi düzeltecek birileri bulunur. Biz sert konuşalım ve sadece irtica konuşalım. Gerisi böyle gelmiş, böyle gider. İrtica tehlikesi biterse birileri bu işleri konuşmaya başlar altından kalkamayız. Çünkü bu işler hesaba, kitaba dayanıyor. "Höt" deyince herkesi hizaya sokamayız. Herkesi soksak bile rakamları hizaya sokamayız.

ÖNE ÇIKANLAR