Kaydet
a- | +A

Bu abiler Suriye'yi ortadan kaldıracak galiba.. Biz Esat, Baas, zulüm, insanlık diye dövünürken..Rejim değişince herşeyin yavaş yavaş yoluna gireceğini zannederken..Bu acıları Batı'nın vurdumduymazlığına bağlarken muhtemelen birkaç alternatifli haritaları hazır.

Gitsin Suriye, gelsin yeni devletçikler..veya otonom bölgeler..Biz yapmayın etmeyin diye dövünsek bile "Size ne biz kurduk Suriye'yi şimdi de dağıtıyoruz " derlerse ne diyeceğiz?
O kadar da kolay değil, o eskidendiiii mi diyeceğiz?
Eskiden yanıbaşımızda birşeyler kıpırdamaya başladı mı (Mesela Irak'ta olmuştu) komşumuzun toprak bütünlüğünden yanayız, kaygılıyız, dediğimiz zaman işlerin büyük bir kısmını halletmiş sayılırdık.
Şimdi farklı şeyler söylüyor, farklı şeyler yapmaya çalışıyoruz ama sonuç yine aynı kapıya çıkıyor.
Suriye'yi lağvedeceklerse bundan herkes etkilenir. Lübnan, Filistin, Irak'ın içi, bize göre kuzeyi, hatta Ürdün..İşe hiç bu tarafından bakmadık. Buraları yeniden yapmanın bir bedeli var. Petrolü olan bölgeler değil ki, petrol karşılığı birileri gelip ihya etsin..Masrafı petrol üreten ülkelere yıkarlar herhalde..Herkes elini cebine atsın, masrafa ortak olsun gibi..
Bu işleri imar planı gibi düşünmemek lazım. Kırk türlü şekli var. Belki Esat ailesine küçük bir bölge tahsis edilip koruma altına alınır kalanlar da komşulara pay edilir. Herkesin soluğu kesildikten sonra bölgelerin hemen hepsi birkaç yıl mülteci kampı gibi olur o arada kimin ne yiyip ne içeceği, nereye bağlı olacağı hal yoluna konulmuş olur.
Burası Mısır değil ki, "Kahrolsun Sisi..Seçimle gelen Mursi.." sloganı atıp işimize bakalım. İşin ucu bize de dokunuyor. Elle dört işareti yapıp dağı taşı, sosyal medya hesaplarındaki resimleri dörtle kaplayınca sırtımızdaki yük kalkmıyor.
Sıfır sorun efsanesi anahtar nerede suya düştü su nerede inek içti tekerlemesi gibi oldu.
Ya da kastedilenin ne olduğunu biz bilmiyoruz.
Biz sadece İstanbul'un her sokağında karşılaştığımız Suriyeliler'i görünce bu işin sonu nereye gider, nerede biter diye dertleniyoruz.
Paralı mülteciler şehirlerde dolaşıyor.. Mülk alıyor, kiracı oluyor. Parası olmayanlar çadırlarda kamplarda..Bunda bir gariplik yoktur.
Hayatın düzeni de buna benzer zaten. Parası olmak kaydıyla kim canı nereyi isterse oraya mı gidiyor, şartı şurtu kuralı var mı? Ne kadar kalacakları belli mi, hadi toplanın şurada denildiği zaman ne kadar fire verileceği belli mi?
Duygusuz ve acımasız mı oldum nedir, insanlar can derdinde ben toplama çıkarma yapıyorum.

ÖNE ÇIKANLAR