vde çocuklar babadan bir talepte bulunacağı zaman babanın neşeli olduğu bir anı kollarlar.
Biraz kalabalık aile ise
babaya arz işinin
planlaması kardeşler arasında yapılır, bu plana göre bir sözü açar, öbürü çok doğru der, öbürü el kaldırır ve karar ümitle beklenir.
Şimdiki ailelerde tam böyle değil herhalde.
Eskiye göre daha iyi olduğu için mi değil, daha kötü olduğu için mi değil bilmiyorum.
"Babalık" da şekil değiştirdi.
Ama bizim devletin
babalık vasfı hâlâ yerli yerinde durduğu için, görünmez devlet babamıza muruzatımızı arz için fırsat bulamaz hale geldik.
Hemen her gün bir yerde bir şeyler patlıyor.
Şükürler olsun ki büyük şehirlerdeki
patlamaların kimine küçük piknik tüpü sebep oluyor, kimi çöpe atılan ve güneş altında kaldığı için gaz sıkışmasıyla
patlayan deodorant
tüplerinden oluyor.
Bir de doğuda
bu kadar masum olmayan patlamalar var.
Yine iki günde bir şehitlerimiz oluyor, cenaze törenleri oluyor, öfke birikiyor.
Bütün bunlar taleplerin, hayallerin, beklentilerin ertelenmesi için yeterli gerekçe oluşturuyor.
Biz, kimin derdiyiz?
.....
İşin garibi bu işlerin birebir sorumlusu ve muhatabı da yok.
Yani hani vardır ya, yeri gelince yapamayan gider yapan gelir, denir.
Bu sözü birebir kimin için söyleyeceksiniz.
Yapamayınca sadece siyasiler gidiyor.
Yapamayıp giden cumhurbaşkanı yok.
Yargı için de yapamayıp gittiler, yapanlar geldi işi olmuyor.
Yasama da bu anlamda çok dertli değil.. Ya süreyi dolduruyorlar ya da
erken seçim kararı alıyorlar.
Gitsinler-gelsinler işi bir tek yürütmeye kalıyor.
Düşünün ki, aynı hesapla yürütme üyeleri de taaa, 212 kadar belli olsa, yani 2006''da başbakan filan olacak, o 2007''de gidecek, yerine falan gelecek.. 2009''a kadar yeni gelen götürecek.. 2011''de gidecek yerine falanca gelecek... dense ve bilinse, başarı, başarısızlık, başarısızlığın bedeli, başarının taltifi nasıl olacak?
.....
Biz hep diken üstünde tutuluyoruz.
Ve hep bekliyoruz.
Üstelik azarlanıyoruz.
Olup bitenin sorumlusuymuşuz gibi.
Ne talepte bulunmaya cüretimiz var, ne de bize ne demeye.. İşin içine acı ve gözyaşı girince hesap kitap da devreden çıkıyor.
Gelin bir de beraber toplayıp çıkaralım.. Elde ne kalmış diyemiyorsunuz.

