"Devlet sırrı" denilen şeyi kimler bilir? Yani şöyle diyebilir miyiz? Öyle sır vardır ki, o sırrı bir kişi bilir..Öyle sır vardır ki, üç kişi bilir..Beş kişi bilir..On kişi bilir.. Belki de üç kişi, beş kişi hesabı yapılmaz da yine sırrın mahiyetine göre Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı bilir, denilebilir. Biraz genişletilince MGK üyeleri, bakanlar kurulu bilir denilebilir. Sırrı istihbarat teşkilatının başındaki şahıs getirmişse, ister istemez o da bilir. vs. Bakın, sır sırasında bile zorlanıyoruz. Bu da parlamenter demokrasilerin handikapı..Başkanlık sistemi olsa, zorlanmadan sırrı yukarıdan aşağıya doğru dağıtabiliriz. ..... Bu gelenek kaç ülkede var, bilmiyorum. Bazı ülkeler, eski yıllara ait istihbarat raporlarını, diğer ülkelerle faaliyetlerini araştırmacıların incelemesine izin veriyorlar. Burada eski kavramı evrakın mahiyetine göre bazan 50 yıl, bazan 75 yıl olabiliyor..Bazan bazı evrakların üzerinden 100 yıl da geçse gün yüzüne çıkmıyor. İşte burada benim fantezi merakım devreye giriyor. Ufak tefek sayılan ülkelerin çok bir önemi yok. Ama geçmişi bin yıla dayanan ülkeler var. Bunlar geriye doğru 50 yıllık yüz yıllık belgelerinden birer nüsha bize, bize derken en başında saydığımız sır saklama hesabına göre kimlere verilmesi gerekiyorsa o zevata verse, çarkı çevirenlerde bir şaşkınlık olur mu? Artık önemini yitiren yakın tarihli belgeler de olabilir. 70''li yıllar..Biz kimi tehdit görmüşüz, tehdidin arkasında kim var zannetmişiz, kim çıkmış. 60''lı yıllar..Memleketin uçurumun kenarına geldiği zannına nasıl kapılmışız. 50''li yıllar.. Taa, İttihat Terakki yıllarına kadar gidilebilir. Belki yakın tarih yeniden gözden geçirilir. Bu zaten eninde sonunda olur da, bizden on yıl, yirmi yıl ileride olması gerekenlerin bizimle aynı hizada duruyor izlenimi vermelerine hayıflanıyorum. Sırsa sır..Ama hiç olmazsa bazı şeylerin farkında olduğunuzu hissettirin. Hissettirin derken, göz kırpın, bıyık altından dudak altından gülümseyin demiyorum. Geleceğimiz üzerine yapılan açıklamalar, öngörüler hâlâ heyecanlı ve köşeli..Seçeneklere hazırlanmamız zor olur diye endişe ediyorum.
> Damdan düştü bir kurbağa Gazeteler de yorgun düştü. Kırk yıldır olur olmaz her habere beklentiye, tarihi gün, milat, dönüm noktası, dananın kuyruğu bugün kopacak başlıklarını atarak geldikleri için yeni bir şey kalmadı. Ben olsaydım, bugünü en fazla iki sütunluk haber yapardım. Televizyoncu olsaydım, Bürüksel''le canlı bağlantı yapmazdım. Sadece, "Henüz ortak karar çıkmadı, çıktığı zaman sizlere duyuracağız" der, faslı kapatır normal yayına geçerdim. Ne olacak saatbaşı haberdar olunca. Bu işlerin kararı 25 tane bakanın bir salonda toplanmasıyla mı veriliyor. Yani hiçbir şeye itirazımız yok, demekle, bu metni bile kabul etmiyoruz. Ucu açık müzakere olmaz..Müzakerelerin 6 yılda bitirilmesinin kayda geçirilmesini istiyoruz demek arasında ne fark var. Ne yapacaklarına bugüne kadar karar vermemişler de bu gece mi verecekler? Muhtemelen yine her tarafa çekilebilecek bir metin çıkacak karşımıza.. Eskiden olsa, satırları borsa faiz döviz üçgenine bakarak kararın nasıl olduğunu anlamak kolaydı. Şimdi o da imkansız. Sanki görünmez spekülasyonları boşa çıkarıyor.

