New York'ta gelir dağılımı adaletsizliğini, ekonomik krizi, bankaları ve işsizliği protesto eden ve "Wall Street'i İşgal Et" adı altında organize olan sivil girişim bir ayını doldurdu. Protestolar, ABD sınırlarını aştı.
Wall Street protestoları üzerine entel danteller fantezi kurmaya başladılar. Bir de afilli sloganları var: Kapitalizmin sonu geldi.
Bir de neyin vaktinin geldiğini söyleyebilseler.. Sistem tıkandı, adil değil, vs. diyorlar ama alternatif getiremiyorlar. Çekinmeyin, utanmayın, gönlünüzden geçeni rahatça söyleyin denilse elde avuçta bir şeyleri de yok. En pratikleri en pratik yolun makyajlanmış sosyalizm olduğunu ima ediyor.
...
ABD'li zenginlerden biri, "2.7 milyar dolar servetim var. Bunun 1 milyar dolarını yeni iş alanlarının açılması için ayırdım. Nereye yatırım yapacağıma siz karar verin" diyerek halka sormuş.
Bir başka gazetenin (Wall Street Journal) bu haberi örnek göstererek, "ABD'de William Conway gibi 413 tane milyarder var. Toplam servetleri 1.53 trilyon dolardan fazla. Bunun 700 milyar doları 50 kişinin elinde. Onlar halka sormadan biz cevabımızı verelim: Köprü yapın! ABD'nin yüz yüze kaldığı en önemli ekonomik sorunlardan biri yolların, köprülerin, demiryollarının ve diğer temel ağların acınacak durumu...
Niçin bu insanlar (zenginler), bazı teşvikler karşılığında istedikleri altyapı projelerine doğrudan destek yatırım yapamasın? Bağımsız bir komisyon ya da Ulaştırma Bakanlığı'nın belirleyeceği acil projeler listesi belirlenir ve milyarderler buralara bağışlar yapabilir. Bunun bir örneği de var: Osmanlı döneminde devlet, bazı temel hizmetler için para bulamıyordu. Bu boşluğu 'vakıf' olarak adlandırılan 35 binden fazla özel kuruluş dolduruyordu.
Adam, siz de Osmanlı gibi vakıflar kurun, bazı işlere el atın diyor. Prensip olarak vakıf işine ilgi duyuyor ama detayına kafa yormamış, üstünkörü bakmış. Bu konuda Amerika'daki üniversitelerden yardım alıp Osmanlıdaki vakıflar üzerine biraz daha kafa yorsa hayranlığı artar.
Aman ne iyi, adamlar vakıf sistemimize ilgi duydular diye bu bilinen haberi hatırlatmadım. Hiç olmazsa bu adamın bir teklifi var, diğerleri gibi kapitalizmin sonu geldi dedikten sonra Marksizm nostaljisi yapmıyor.
....
Bu konulara vâkıf olmasam da benim de bir fikrim var.
Kapitalizmin sonu geldi mi gelmedi mi konusunda halkın bir kararı olamaz. Toplandılar, aç kaldılar, isyan ettiler, bu sonucu aldılar, ayaklandılar demokrasinin önünü açtılar gibi konuların Keloğlan masallarından bir farkı yok.
Bu işler bir yönüyle (derdimi rahat anlatabilmek için söylüyorum) bilgisayarların işletim sistemine benzer. Ne kullanacağına tüketiciler karar vermez. Kararı kendilerinin verdiğini zannederler. MAC de kullansanız, Microsoft ürünü de kullansanız aynı kapıya çıkar. Oturup millilik adına bir işletim programı yazdırsanız Küba'nın bağımsızlığı gibi bir şey olur.
Sistem tıkanınca ya da açıkları bulununca yama yaparlar. Azıcık değiştirir yeni bir isim verirler.
Düne kadar serbest piyasanın her şeyi kutsanıyordu şimdi serbestliğin bu kadarı da iyi değil moduna geçtik.

