Vedat Mirmahmutoğulları..
Tarım Bakanlığı Müsteşarı. Heyecanla anlattıklarını dinleyince bir bürokrattan çok o işlerle ilgili bir vakfın gönüllüsünü dinliyormuş duygusuna kapılıyor insan.
Ağustosun ilk haftasında bu görevde 10. yılını dolduracak ve görev süresi bakımından cumhuriyet tarihinin rekorunu kıracakmış.
"O köy sizin köyünüz değil" yazım üzerine aradı, anlattıkları benim için teselli oldu.
* * *
Türkiye'deki tarım arazileri miras yoluyla bölünmüş, bölünmüş, bölünmüş 90 milyon parsel olmuş. Artık bölünme işi durdurulmuş.
...
Türkiye'nin arazilerinin tamamı uzun çalışmalar sonunda 30 ana havzaya ayrılmış. Bu 30 ana havzanın alt grupları da var. İklimi, toprak yapısı incelenmiş, her bir havzanın özellikleri detaylı olarak tespit edilmiş. Nerede ne ekilirse daha iyi verim alınır, dökümü çıkarılmış.
"Zorla olmayacak" diyor.. Çiftçiye denilecekmiş ki: "Burada bizim dediğimiz ürünü ekersen 10 lira teşvik alırsın.. Kendi istediğini ekersen 3 lira.. Karar senin."
...
Doğu Anadolu'da bir şehrimizde araştırma yapılmış. Misal: 5 köyün arazilerinin toplamı 7000 dönümmüş.
Araştırma sonunda ortaya çıkan şu: Tapuları birleştirmeden köylülerin rızaları alınarak bu tarlalar birleştirilse, tek tarlaymış gibi ekilse biçilse;
1) Yollar ve sınırlar ortadan kalkınca 10.000 dönüm oluyor, 3000 dönüm kazanılıyor.
2) Bölünmüş haldeyken 120 traktörle yapılan iş 3 traktörle yapılabiliyor.
3) Bölünmüş haliyle dönüm başına 6.5 liralık yakıt harcanırken birleştirilmesi halinde (müşterek ekim hasat) yakıt masrafı 0.33 kuruşa düşüyor.
4) Küçük çiftçiler bir araya gelince büyük üretici oluyor.
Yuvarlak rakamlarla 360 parsel fiilen tek parsel oluyor. Uygulama yaygınlaşırsa 90 milyon parsel 250.000 parsele düşmüş oluyor. Çok ortaklı şirket gibi.
...
Türkiye'de yaklaşık 37.000 köy varmış. Bu köylerden 13.000 tanesi büyükşehir kanunu ile mahalle olmuş. Geriye 24.000 köy kalmış. Bu köylerde hizmet verecek 10.000 mühendis ve veteriner işe alınmış. Tıpkı aile hekimliği gibi her bir mühendise kayıtlı çiftçiler olacakmış.
Kim ne ekti, derdi ne, kaç hayvanı var.. O elemanlar takip edip sisteme girdiği zaman merkez anında görebilecekmiş.
...
Ekili bütün araziler uydudan takip ediliyormuş.
...
Türkiye'nin tarımsal hasıla değeri 63 milyar dolara ulaşmış. Bu rakam Fransa'da 45, Hollanda'da 12 milyar dolarmış.
(Bu rakam milli hasıla gibi ürünün piyasa fiyatı ile çarpılarak bulunuyorsa orada bir problem var. Filan yerde 100 ton elma var.. Tarlada 10 kuruş etmiyor. Piyasa değeri ile çarparsanız servet ediyor. Galiba mukayese ederken bu tarımsal hasılanın ne kadarının üreticiye döndüğü de önemli. Yani bu oran Fransa'da ne kadar, Hollanda'da ne kadar gibi.. Belki ortak ekim ve hasat yaygınlaşırsa üreticinin mağduriyeti azalır.)
...
Tarımsal Ar-Ge'yi mirasa konu eden bir düzenleme yapmışlar. Mevzuata göre Ar-Ge personelinin geliştirdiği projeden elde edilen gelirin
% 50'si, kendisine veriliyormuş. Personelin ölümü halinde elde ettiği gelirin bu sefer % 50'si çocuğuna devrediyormuş.
"Böyle olunca artık Ar-Ge personeli tüm beyin gücüyle yükleniyor, proje üretiyor. TÜBİTAK projelerinde birinciliği kimseye vermiyoruz" diyor.
...
Denemeler netice verirse yakın bir gelecekte ortak ekim ve hasat projesi sayesinde sahipsiz köy ve arazi kalmayacak. Babadan dededen kalma tarlaların ekip biçeni olacak.
Not: Tarım arazileriyle ilgili yeni mevzuatı herkesin anlayacağı şekilde (sorulu-cevaplı) broşür halinde bastırıp herkese dağıtacaklarmış.

