Kaydet
a- | +A

Partiler için ufak tefek tabiri herhalde incitici olur. Küçük partiler diyelim.

Anketlerde ya da son seçimler dikkate alındığında oyları yüzde yarım ile 1.5 arasında olan partiler var.

Bunlardan bazıları geçmişte iktidar ya da koalisyon ortağı da oldu. Şimdi ittifak arayışındalar.

Seçim barajı olmasa birçoğu iki ya da üç milletvekili çıkarabilir.

Peki ittifakla barajı aşabilirler mi?

Anketlerden birinde şöyle bir soru vardı:

Seçim barajı olmasa oy vereceğiniz parti değişir mi?

Bu soruya verilen cevaplardan şöyle bir sonuç çıkıyordu.

Seçmenin belli bir kısmının (yüzde 4) gönlünde yatan parti oy vermeyi düşündüğü parti değil. Kendi hesabına göre beğendiği parti baraj altında kalacağı için oyunu ziyan etmek istemiyor. Baraj endişesi ortadan kaldırılırsa yüzde yarım ya da birlik partilerin yüzde 3-4 oy alabilecekleri sonucu çıkıyor ama ittifak bu sonucu getirir mi?

...

Bu ülkede hâlâ bölünme korkusunun prim yaptığını zannedenler var.

Ülkeyi bölecekler... Ya da böyle giderse ülke bölünür.. diye diye 30 yıl geçirdik.

Demokrat Partinin başına geçen Namık Kemal Zeybek, böyle giderse ülke bölünür, diyenlerden.

Onun bulduğu çözüm, mümkünse iktidar partisinin dışında kalan herkesin ittifak yapması.

Onlar iktidar olursa, yahut en azından koalisyon ortağı olacak kadar bir güce erişirlerse ülke bölünmekten kurtulacak.

Ben de şöyle bir şey söylüyorum:

Bu ülkede kendini farklı gören bütün gruplar bir araya gelse.. Biz düşündük, taşındık, anlaştık, bölünmeye karar verdik dese bölünemezler.

Bizim bölünmemiz bizim kararımızla olacak iş değil.

Dışımızdaki şartlar bunu gerektirecek.

Bizim dışımızdakiler arasında ya mutabakat olacak ya da bölünmemizden menfaat umanlar galip gelecek.

Daha somut hale getirmek lazım.

Farz edelim Almanya ve Fransa bölünüp küçük bir blok olarak AB'de yer almamızı istiyor ve bunun için çalışıyor.

Buna karşılık ABD ve dolaylı olarak Rusya bölünmek bir yana kendi hesapları için nüfuz alanımızın genişlemesini, Kuzey Irak'ın da ülkeye dahil olmasını, Suriye ile de ittifak kurmamızı istiyor.

Bu, bizden çok o iki gücün veya kutbun problemi olur.

Burada bir tercihte bulunmanın dışında bize düşen nedir?

Maazallah dışımızdakiler gıyabımızda mutabakata varırlarsa ne yapacağız? 7 düvele savaş mı ilan edeceğiz?

Yakın tarihte örneği var mı?

Irak'tan, Mısır'dan, Libya'dan, Suriye'den, Yemen'den, Bahreyn'den böyle bir ipucu çıkıyor mu?

...

Bizi devamlı bölünmekle tehdit edenler bütünlük için ne yapacaklarını hiç söylemiyorlar.

Tercihlerimizi mi değiştirecekler, varsa eğer bütün bölücülere ardındaki güçlere savaş mı ilan edecekler..

Bizi bölünmekle tehdit edenleri samimi bulmuyorum.

Tehdit edenler değil, ümid vadedenler kazanacak.

ÖNE ÇIKANLAR