Kaydet
a- | +A

MİT'in telefon dinlemek için hakim kararına ihtiyacının olmadığını zannediyordum. MİT de polis gibi hakim kararıyla dinleme yapabiliyormuş.

Dinleme ve takip işini düzenleyen kanun  açıklamaya muhtaç değil. İki saatinizi ayırıp baştan sona okursanız göreceğiniz şu:

"Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde" satırı klasik bir Türk sahtekârlığı.. Anayasamızdaki ama, fakat, ancak gibi.. Onun dışında her şey en ince teferruatına kadar düşünülmüş, yazılmış. Eksiği yok gibi görünüyor. Buna rağmen problemi çözmüyor. Kanuna bir de şöyle bir ilave yapsalar bu iş çözülür denilebilecek bir yer yok.

Mesela yeni bir düzenleme düşünülüyormuş. Artık dinleme hakim kararı ile değil, bir kurulun kararı ile olacakmış. Zinhar çözüm değil. Hakimi atlatan kurulu da atlatır. Bu iş mobil cihazla yapılamıyor mu? Eline o cihazı verdiğin adam canının istediğini dinler. Resmî bir taleple dinleyecekse izni alır, dosyaya kor, izni uzatır.. vs.

Bu işi önlemenin değil iğrençlikten kurtarmanın tek yolu tek satırlık hüküm: Telefon kayıtları delil olarak kullanılamaz!

Haberleşme hürriyeti diyoruz, mahremiyet diyoruz.. Adam evinde konuşabildiği şeyleri telefonda niye konuşamasın? Ne konuşursa konuşsun, yalan söylesin, yolsuzluk yapalım desin, filanca çok namussuz biri desin, malı götürdüm desin. Bunları aynı adamla evinde, ofisinde konuşunca delil olmuyor; telefonda niye olsun?

Bu kural kanunsuz dinlemenin önüne geçmez, yine dinleyen dinler.

Kanuni dinlemeye gelince tabii ki polis zanlının yerini tespit için dinleme yapabilmeli.. Bir çeteyi takip ediyorsa dinleme yapabilmeli. MİT istihbarat amacıyla dinleyebilmeli (bilmeli değil dinlemeli).. Bu tarz dinlemelerde tapelerin dosyalarda elden ele dolaşmasına gerek yoktur.

Ayrıca dinleme kayıtları ortalığa saçılırsa sorumluluk hakimden izin alanındır kuralı getirilse ortalığa saçılma işi azalır ama alttaki adamlar dinleme izni alan amiri zor durumda bırakmak için ses kayıtlarını sızdırabilir.. Dinleme izni alan adamın başını yakar.

Başka ne olur? Yabancı istihbarat teşkilatları dinleme yapmak için bizim hakimin kararına muhtaç değil ki.. Dinleme kayıtlarını içerdekileri uzantıları üzerinden servis eder.. İçerde sıkıntı olacak konularda hem MİT'i hem polisi zan altında bırakır. Bunların da önüne geçmek için devlet olmak lazım, sonraki iş. Kanunla yapılacak iş değil. Şimdilik çare "dinleme kayıtları delil olmaz"  hükmünü yürürlüğe sokmaktır.

....

Sanal dünyada virüsler var antivirüs programları var. Efendim ortalığa virüs salmak yasaktır kuralı koymak, kanun çıkarmak çözüm mü? Değil.. Karşı taraf virüsleri geliştirdikçe bu taraf da antivirüsleri geliştiriyor.

Hırsız, yolsuz metot geliştirdikçe siz de kendinizi geliştireceksiniz. Biraz terleyerek delil bulacaksınız. Uzmanlarınız olacak. Masabaşında oturup ses kayıtları üzerinden hazıra konmayacaksınız. Ortalığı resmî kılıkla tehdit ve terörize etmeyeceksiniz.

....

Ve son not: Konuşmaya gelince usulsüz dinleme, mahremiyet vs. diyoruz ama usulsüz de olsa kayıtlar ortalığa dökülünce ağzımızın suyunu akıtarak okuyoruz.. Dinliyoruz. Ahlaksızlığa çanak tutan bir yanımız da var.

Devletin çifte standartlı, tutarsız çoğu zaman örtülü (habire mağdur üreten) uygulamaları yüzünden devletle aramızda virüs-antivirüs ilişkisi gelişti. Kamuoyunun önemli bir bölümü resmî görüş olarak ayıptır diyor ama içinden oh olsun diyor.. Bizi bu hale getirenler utansın!

ÖNE ÇIKANLAR