Özal cumhurbaşkanı olduktan sonra neler yaşandı? Hatırlayabilmek için en az 42-45 yaşında olmak lazım.
Akbulut emanetçi oldu. Özal'ın hesaplarına göre Çankaya'da oturacaktı ama işleri emanetçisi üzerinden yürütecekti.
Ağzı var dili yok dedikleri Akbulut bile birçok konuda ayak sürüdü. Hatta o tarihlerde ordunun Kuzey Irak'a girmesi gündeme gelmişti. Akbulut'un Özal'ın bu fikrine karşı çıktığı söylenmişti ki, kendisi de yıllar sonra bir programda bunu açıkladı.
Torumtay Paşa, istifa etti. Neden istifa ettiğine dair çeşitli rivayetler dolaştı. O rivayetlerden bizi hayal kırklığına uğratanı şuydu: Biz hazırlıklarımızı ancak altı ayda tamamlayabiliriz. Paşa, cumhurbaşkanının bu fikrine, "biz de kuzeyden girelim" fikrine karşı gelmiyor ama bize altı ay lazım diyor.
Sonra iktidar partisi genel başkan seçmek için kongre yaptı. O kongrede de garip şeyler oldu. Semra Sultan, Yılmaz'dan yana tavır koydu, Pakdemirli taraf değiştirdi, Yılmaz'ı ne yapıp ne edip o koltuğa oturttular. Ne olduysa ondan sonra oldu. Türkiye uzun yıllar ya patinaj yaptı ya geriye doğru gitti.
Olacağı varmış oldu. Tarih revize edilmez. Bana o dönemin vebali kime ait diye soran olsa, birinci ve ikinci sırayı atlar 3. sıraya Pakdemirli'yi yazarım.
Şimdi aynı şeyler konuşulurken, canım o günlere takılıp kalmayın. AK Parti ile ANAP bir mi, diyorlar.
Bir mi değil mi göreceğiz demeye mecalimiz ve tahammülümüz var mı?
Bu işler sadakat ve ihanetle açıklanabilecek işler değil. Kardeşlik edebiyatı hiç uymaz. Fizik kanunu gibi kanunları var. Çarpanları var, formülü var. İhanetle de toplasan aynı sonuç çıkar sadakatle de toplasan aynı sonuç çıkar. Aynı akıbet bizi bekliyor olur.
Partili cumhurbaşkanı veya yarı başkanlık sistemine geçilebilseydi problem yoktu.
Artık muhalifi mensubu kabul ediyor ki, AKP demek Erdoğan demektir. Seçmenin büyük çoğunluğu partiye oy vermedi. Erdoğan Köşk'e çıktığı zaman 2015 seçimleri ne olacak? 2015'ten sonra ne olacak?
Biz neden iki isme takılıp kalıyoruz ki. Gül, bir dönem en yüksek makamda kalmış, görevini şanla şerefle tamamlamış. Kendisinden önceki isimler gibi köşesine çekilmesinin iç ve dış dengeler açısından önemi ne?
Her Türk vatandaşının teklifte bulunma hakkı var. Ben de teklifimi söylüyorum. Çankaya'ya sembolik bir isim çıkar, 2015 seçimlerine gidilirken seçmene yeni bir proje sunulur:
Ey seçmen, yeterli oyu verirseniz bu seçimden sonra başkanlık (veya yarı başkanlık) sistemine geçeceğiz, denilir.
Yarı başkanlık ne demek? Tekniğine takılmayın. Şu demek: Sokaktaki 100 kişiyi çevirip sorsanız Fransa Başbakanı'nın adını bilen çıkmaz. Başkanın adını en az yarısı bilir. Bu yarı başkanlık demektir.
Yine 100 kişiye Almanya cumhurbaşkanının adını sorsanız kimse bilmez. Ama federal Başbakan'ı hemen herkes bilir. Bu da parlamenter sistem demektir.
Rusya'nın iki ismini de hatırlayan çıkar, özel durumdur. Değiş tokuş(becayiş)un rolü var ama becayiş bize uymaz. Zorla güzellik olmaz.
AKP'de bazı isimler ve ileri gelenler ağız birliği etmişçesine Çankaya'nın adayı hazır diyor. Onların lütufta bulunma imkânı yok. Telaşla ve aman bu fırsatı kaçırmayalım dercesine Başbakanı yukarı göndermek istemelerinin sebebi ne? Mantıklı makul bir açıklamaları varsa biz de duyalım.
Teklifimizi geri çekelim.

