Burhan Hoca, kamuoyu yarı başkanlık sistemine daha sıcak bakıyor, demiş.
Burada kastedilen kamuoyu geniş halk kitleleri değil.
Vakit iyice daraldı. Bu dar zamanda yeni anayasa yapmak, yeni anayasa ile birlikte yeni bir sisteme geçmek kolay iş değil.
Ama bir maddelik bir düzenleme ile, partili birisinin cumhurbaşkanı adayı olmasına imkân tanınırsa hem önümüzdeki yıl yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimi hem de bir yıl sonra yapılacak olan genel seçimlerin bilinmeyenleri azalmış olur.
Kimsenin sistem arama gibi bir derdi yoktur. Başbakanın partiden kopmadan Çankaya'ya çıkması için çözüm aranıyor.
Mevcut sistemde başbakanın cumhurbaşkanı olması halinde, partiyi emanetçi ile bir yıl sonraki seçimlere taşımak kolay değil.
Yerinde kalması, hem üç dönem şartı hem de halkoyu ile seçilecek bir cumhurbaşkanının gölgesinde kalma ihtimalinden dolayı (yetki çatışması) zor.
İstenilen açık: Başbakan hem cumhurbaşkanı olsun hem de partisiyle bağları kopmasın. Partiden dilediği ismi başbakan olarak atasın, yukarıdan işlere nezaret etsin.
Bulunan çözüm mevcut isimler için bulunan bir çözüm.
Kim gelirse gelsin, partilerin oy oranı ne olursa olsun bugünkünden çok daha iyi bir sistem, diyemeyiz.
Bu dönem böyle atlatılırsa cumhurbaşkanlığı seçiminden ve bir yıl sonraki genel seçimlerden sonra sistem hale yola konulur. Ara dönem uygulamasındaki aksaklıklar da dikkate alınarak yeni düzenlemeler yapılabilir diye düşünülüyordur muhtemelen.
Uygulamanın bir benzeri 950'den önce, biraz değişmiş hali 950-60 arasında uygulandı.
50'den önce cumhurbaşkanı ön plandaydı.. 50'den sonra başbakan öne çıktı.
Partiden ayrılmakla tarafsız olunmaz.
Zaten göstermelik tarafsızlığa da ihtiyaç yoktur.
Partili cumhurbaşkanlığına izin verilince parti başkanlığı da devam edecek mi, devam etmezse partinin kontrolü nasıl olacak.. Onursal başkanlık gibi bir statü verilip parti işleri genel sekreterlik eliyle mi yürütülecek.. Yoksa o konuları daha sonra düşünürüz, şimdilik önümüzdeki iki seçimi sağ salim atlatalım, teferruata sonra bakarız mı, deniliyor.. Bilmiyoruz.
Ama bu sistem kalıcı olarak işe yaramaz.
60 öncesinin örneğinden gidersek cumhurbaşkanı DP'den Başbakan CHP'den.. Veya koalisyon olacaksa iki partili hükümet.. Üçüncü parti Çankaya'da..
Yine güvenoyu şartı var.. Cumhurbaşkanı yürütmenin başı.. ama güvenoyu şartı yok.. Koalisyon halinde kendi partisinin üyeleri onun işaretine muhtaç. Gerçi parlamenter sistemin en önemli şartı saydıkları yasama denetimini bizim sistemde fiilen uygulama imkânı yoktur. Gemileri yakmadıktan sonra hangi milletvekili kendisini oraya getiren iradeye karşı gelebilir ki..
Buna rağmen ara dönem için düşünülebilecek en az zararlı yol.

