Niye yeni masal kahramanlarımız yok? Yaşlılar çocukluklarını anlatırken, "Sobanın etrafında toplanırdık, babaannem de masal anlatırdı" derler. Kimilerinin de babası, annesi çocuklarını uyuturken anlatırmış... Malum masallar bir varmııış, bir yokmuşla başlar. Develerden, pirelerden sözedilir..Sonu da onlar ermiş muradına ile biter. Masal bitince çocuk huzurla uykuya dalar.. Şimdi masalla uyuyan çocuk yok..Yeni masal da..
Bu işe yatkın olan birisi, günümüz kahramanlarını anlatan bir masal yazsa, ulusal tv haberlerinden, gazetelerin birinci sayfa haberlerinden çok farklı olmaz. Artık haberler bile masal gibi.. Tek farkı, satırlar ve ilk sayfalardaki spotlar, "Bir varmııışşş, bir yokmuş.."la başlamıyor. Aralarda , "Develer tellal iken, pireler berber iken" gibi satırlar olmuyor. Bir varmış bir yokmuş, ilave ederek okuyun, çoğunun eski masallara benzediğini göreceksiniz. ..... Bunaltıcı havalarda denize girmek AB''ye girmekten daha cazip. Belki de sıcaklar düşünme melekemizi dumura uğrattığı için haberler bile masal gibi görünüyor. Bir de gazeteleri klimalı bir mekanda okuyup iyice emin olduktan sonra kanaatimi sizinle paylaşacağım. Belki çok ciddi ve önemli şeyler söylüyorlardır. Belki satır araları serin ortamda daha iyi anlaşılır. Sıcakta resimler bile silüet gibi görünüyor..sanki hep aynı adamlarmış gibi..Sanki her sayfaya aynı resim çoğaltılarak basılmış gibi..Resimlere bakma işini de serin bir ortamda test edeceğim. ..... Bunaltıcı sıcaklar bana birşey daha ilham etti. İnsanın tepkisi azalıyor, refleksler yavaşlıyor..İnsanların mayışması diktatörlerin de çok işine gelir.Acaba diktatörlükler (mesela geçmişte Saddam) ülkesinde niye klimayı yasaklamamış. Arabistan''da araçlara ve mekanlara klima yasağı getirilse yaz kış kimsenin gıkı çıkmaz..Masallar yarı uykuda yarı uyanık halde dinlenince gerçek gibi de algılanabilir. Bunu da o ülkelerde yaşayan birinin insanlık adına test etmesi lazım.
Muzip adam Yalım Eralp (orada büyükelçimizdi 987-91) bir gün Rajiv Gandhi''ye, "Hindistan''la ticareti olan bütün büyükelçilerin rüşvet olaylarından çok şikâyeti var" demiş. Gandhi, biliyorum demiş; cezalar arttıkça rüşvet miktarı artıyormuş. Ben bu konuyu bizim ekonomistlere incelettim. Karşıma bir sonuçla geldiler. Sebebini bilmiyorlar ama bir ülkede yolsuzluğun boyutu dış borcunun üçle çarpılmasıyla ölçülürmüş.

