Dolar biraz kıpırdayınca yapılan yorumları okumak keyifli oluyor.
Efendim son hareketlenmede Japonya''nın payı var.
Japonya, büyük miktarda bir parayı Japon bankacılık sistemine enjekte etmiş, şimdi önemli bir kısımını geri çektiği için dalgalanma olmuş.
Dışardaki dalgalanma bize de yansımış.
Hem zaten YTL aşırı değerliymiş.. Buna bir ölçüde düzeltme diyebilirmişiz.
Üstelik son düzeltme ile
daha da rekabetçi bir hale gelmişiz.
Amaaa, asıl sebep siyasi belirsizlikmiş. Piyasalar belirsizliği sevmezmiş.
Bunlar öyle sıradan değil, bayağı büyük uzmanların yorumu.
Siyasi belirsizlikle kastedilen ne?
Onu biraz açıyorlar: Öncelikle cumhurbaşkanlığı seçimiymiş.
Peki ne olursa belirli hale gelecek?
O iş ağalarımızın arzu ettiği gibi bir çözüme kavuşturulursa..Yahut en azından üzülmeyin, dert etmeyin, bir sürpriz olmayacak, beklediğiniz gibi çözülecek denilince
belirsizlik bitecek mi size göre?
Arkasından seçim heyecanı saracak..Seçimde nasıl bir sonuç çıkar, şöyle çıkarsa ne olur, koalisyon olursa kim kiminle yapar, hesapları.
Yine belirsizlikle anlattıkları şey bitmez.
Kaldı ki, belirsizliğin bitmesi bizim pek işimize gelmez.
Gelse, bu işin ilacı, bu ülkede yaklaşık 30 yıldır seslendiriliyor.
Yasamayı iki turlu dar bölge sistemi ile seçeceksiniz..Yürütmeyi de doğrudan halka yine iki turlu sistemle seçtireceksiniz.
Biz pek sıcak bakmıyoruz ama başkaları bu sisteme kısaca Başkanlık, diyor.
Bu sistemde istikrarsızlık olmuyor.
Kim gelecek, ne zaman gider, düşer mi, arada bir seçim olur mu, seçim erkene alınır mı,
kaygıları da olmuyor.
Onlar hükümet, biz devletiz hesapları da yapılmıyor.
Kim ne yapıyorsa başkan adına yapıyor.
İki ayda bir soruyorum: Bu sisteme niye sıcak bakmıyoruz?
Bu sisteme geçişten sonraki endişelerimiz her ne ise..Onlar geçişe direnince ortadan kalkıyor mu?
Adım adım yine o tarafa doğru gidiyoruz.
Geçişi irademizle biz yapsak, namı şanı bize kalsa kötü mü olur?
.....
Bu sisteme geçmiş olsaydık başımıza bunlar gelmezdi, diyene kadar götürmüyorum işi.. ama en azından içimizdeki ihtilafları halletmiş olarak kafamızı dışarıya yorardık.
Menzile itile kakıla sürüklenmemiş olurduk.

