Anayasada adı zikredilen kurumların -veya başındakilerin- görev, sorumluluk ve yetkilerini kim düzenler? Anayasa ve yasalar.. Anayasa ve yasayı kim yapar? Yasama.. "Hadi yapalım" veya "yeniden düzenleyelim" deyince, yapılabilir mi, düzenlenebilir mi? Hayır.. "Efendim toplumsal uzlaşma gerekir" deniyor ama toplumsal uzlaşma ile kastedilenin ne olduğu söylenmiyor. Toplumsal uzlaşma ekseriyetin mutabakatı ile olmuyor. Yani 100 kişilik bir toplumda 99''un mutabık kalması yetmez. Önemli olan birdir. 1''le mutabık kalacaksınız. 100''ün 30''u 1''le mutabık kalabilirse hem toplumsal mutabakat sağlanmış olur hem de ekseriyet. 61 ve 82 anayasasını toplumsal uzlaşma ile mi, hazırladık?
Bu hesapla evet. .... Amerikan başkanlarının tavırlarına bakın, bir sürü özellik sıralayabilirsiniz bunlardan biri de özel sektördeki patronlara benzemesidir. Ben bu benzerlikten şuraya varıyorum. Yürütmenin başındaki adam patron gibi davranabilmelidir. Patron bir gece yarısı -aklı eserse- her kademedeki maiyetini çağırır, onu pijamalarıyla kabul eder, ayaküstü birşeyler sorar, "şimdi git, sabahleyin şu saatte gel, hem birlikte kahvaltı yaparız hem de konuşuruz" der. Sabah koşusunda toplantı yapabilir. Yani büyükçe bir masanın çevresine dizilip asık suratla, eklem yerlerinde bir problem varmış gibi sağa sola hiç dönmeden oturmak şart değil. Bu imkana düzenleme ile ulaşılabilir mi? 90 öncesi Sovyetler''deki görüntüyle bugüne bakın aradaki farkı görürsünüz. Hiç kıpırdamadan dimdik oturan adamlar gitti, atlayan, sıçrayan -bir önceki başkanları gibi- ulaslararsı toplantılarda espriler ve el şakaları yapan adamlar geldi. Bunlar 90''dan önce de vardı. Eklem yerleri 90''dan sonra (Berlin duvarının yıkılmasıyla)oynamaya başladı. Birgün bizim de beynimizi ortadan ikiye ayıran duvar yıkılırsa biz de aynı rahatlığa ve huzura erişiriz.
>> AYIP OLUYOR DESEM İran Türkiye için özenilecek bir ülke değil. Hiç olmadı da.. Bir dönem "içimizde İran''a heveslenen gafiller var" beyanatları oldu ama prim yapmadı. İran''la ilgili satır arası haberler.. Magazinleştirilmiş haberler bizim medyada eksik olmaz.
İlkbaharda bir haber dolaştı ortalıkta: İran polisi başını yeterince örtmeyen hanımları durduruyor, ikaz ediyor.. Başı açık olanlar kamu kurumlarına giremiyor vs. Bugün üniversitede türban asla serbest olmasın diyenlere bu haberleri yorumlatsanız haklı olarak uygulamayı yanlış bulurlar. Yanlış ne kelime.. "Böyle saçmalık, böyle zulüm olur mu" derler. Oysa başı zorla örtmekle zorla açmak arasında bir fark yoktur. "Bırakın isteyen açsın, isteyen örtsün." demek niye bu kadar ağır geliyor bazı insanlara. Bunu bir taviz olarak görüyorlarsa o daha da ayıp.
Sanki bu ülke birilerinin mülkü de, tebaadan bazılarına bazı hakların verilip verilmemesi tartışılıyormuş gibi bir anlam çıkar.
Daldan dala atlamak gibi olacak ama.. İngiliz filan tarihte gelmiş, Irak diye bir ülke kurmuş..sınırlar çizmiş gitmiş. Biz bu sınırların ve statünün muhafazasına Iraklılardan daha çok gayret sarfettik. Yıllaaaaaaaaaar sonra Amerika gelmiş, yeni bir statüye kavuşturacağım diyor bu bölgeyi.. Hayır diyoruz. Kuran başkası, değiştirmek isteyen başkası.. Bize ne oluyor. Oluyor da ne oluyor. ... Belediyelerin kentsel dönüşüm projesi var ya..biraz ona benziyor işler. Gecekondunu rızanla vereceksin, yeni siteden payına düşeni alacaksın. Misal Suriye''deki yapının değiştirilmesine karar verilmişse, Hafız Esat''ın oğlunun yapabileceği fazla birşey yoktur. Muhafaza edilmesine karar verildiği dönemlerde ise birşey yapmasına gerek yoktu.

